Rüzgarın ağırlığını hissetmek için uzattım saçlarımı,deniz kokusunu sindirmek için yüzüme,saldım bıyık ve sakalımı.Güneşi üzerime çekmek için giyindim simsiyah.Metalci dediler,dinlerdim ama niyetim o değildi.Yüreğimde 12 tane Tanrı vardı.Hepsini ayrı ayrı hissediyordum.Ateşi bile kibritle yakmaktan zevk aldım.Doğal geldiği için,Ateş Tanrısı HEPHAESTUS’un parmak şıklatmasını duydum hep o ilk cızırtıda.Onun evinin kokusu sindi parmaklarıma .
Garip geldi insanlara bu tavırlarım,asıl garip olan onlardı benim için.Çıplak ayakla toprağa basmam marjinal olmak için değildi.PERSEPHONE çıkmış mı yeryüzüne onu hissetmeye çalıştım DEMETER’in toprağında.Güneş üzerime her vurduğunda APOLLON’un bedenini hissediyordum ikinci kişiliğim olarak.Bakışlarımdan ışık saçtığımı düşünüyordum.
Deniz kokusu POSEİDON’un traş losyonuydu suratımda.Beni kıskanan bir kızda HERA’nın bakışlarını görüyordum.HERA’nın gözleriydi EROS’un aşk okunu bana iyice saplayan.
İnsanlar marjinal dediler bu yaşamıma,oysa benim hayatta tek ,pardon
12 yönden bağımdı bu hisler.Biri eksilse dengesizleşiyordum.İşte o zaman HADES’in gülüşü geliyordu kulağıma.3000 yıl önceki inanç ,şu an ki mitolojiydi beni mutlu eden.Hala da öyle ….
Yazan:Dimitri Daravanoğlu

May 02, 2007 @ 23:55:00
hım mitoloji senin kadar olmasda biliorum senn kadr olmasda sefiorum
ama çok ii kaleme almşşsn tebrk edemdm geçmicm:D
Jun 22, 2011 @ 17:36:09
“3000 yıl önceki inanç ,şu an ki mitolojiydi beni mutlu eden.” Ne kadar güzel bir söz olmuş.. Yazar, Tanrıları tek tek hissetmiyor da sanki hepsini tek tek kendinde vücutlaştırıp yaşamaya çalışıyor gibi.Ya da ben böyle bir his buldum kendime yazıdan.Hoş olmuş cidden =)