Yunan Mitolojisi’nde Kuşlar : Baykuş ve Karga

Leave a comment

‘Hellenler’in bir deniz zaferi umuduna kapılmalarını sağlayan en önemli sebep ilahi bir işaretti.Bir kartal İskender’in gemisinin kıç güvertesine konmuştu.’

Arrianos , Alexandrou Anabasis Bl.18

İnsanoğlu geçmişte inandığı Tanrılar’ın büyük bir kısmını göklerde aramıştır . Kimi zaman Onlar’ı bir dağın bulutlarla gizlenmiş tepesine oturtmuş , kimi zaman göğün birçok kattan oluştuğunu düşünerek en üst kata yerleştirmişlerdir . Göklerde aradıkları Tanrılar’ına , gene göklere yükselen kuşlarla ulaşmaya çalışmış olacaklar ki , Yunan Mitolojisi’nde ve Tarihi’nde birçok simgesel kuşlardan bahsedilmektedir. Baykuş , Kartal , Şahin , Güvercin…  Hepsi neredeyse birçok Tanrı ile ayrı ayrı özdeşleşmiş ve sonrasında başka kültürleri de etkilemiştir.

Yunan Mitolojisi’nde kuşlarla özdeşleşen Tanrılar hakkında bilgiler Homeros ve Hesiodos’un eserlerinde verilmeye başlamış , Ovidius’un Dönüşümleri’nde detaylandırılmıştır . Ayrıca Arrianos , Ksenophon gibi Antik Yunan Çağ yazarları ilahi semboller olarak kuşlardan bahsetmişlerdir .

Yunan Mitolojisi’nde Baykuş :

owleye athena 2mi3

Baykuşlar , her ne kadar Yunanistan’da bilgelik anlamı taşısa da birçok yerde uğursuzluk ve ölüm getiren anlamı da taşımaktadır . Bir dönem cadılarla birlikte de bu hayvanın adı anılmıştır . Peki Yunan Mitolojisi’ne nasıl girmiştir baykuş ?

Efsaneye göre , Tanrıça Athena ,baykuşun bakışlarından , gece görme yeteneğinden çok etkilenmiş ve gece kuşu olan kargayı bu görevden sürerek yerine baykuşu getirmiştir . Baykuş , Athena’nın görmediklerini görüp Tanrıça’yı her daim haberdar etmiştir. Tanrıça’nın  kendisine ait baykuşun adı ‘Athene Noctua’ olarak geçer ( Küçük Baykuş olarak da bilinir ) ve Acropolis’in koruyucusu olduğu söylenir . Antik Yunan paralarına baktığımızda üzerinde baykuşu görmemizin bir sebebi de bu kuşun ayrıca ticaret üzerinde bir koruyucu gözlemci olduğuna inanılmasındandır . Rivayete göre baykuşa gece görme yetisini kazandıran , içinden gelen sihirli bir ışıktır .

Ancient Greek Coin 2mi3

Antik Yunan Çağı’nda baykuşlar ordunun da koruyucusu olarak görülürdü . Tabii bunu bir yerde Athena’nın bilgeliğin yanısıra Savaş Tanrıçası ( Ares’ten farklı olarak ) olmasına , baykuşun da Athena’nın simgesi olmasına bağlayabiliriz . Rivayete göre , savaş sırasında Yunan Ordusu’nun üzerinden uçan bir baykuş zafere işarettir .

Baykuş’un Yunan Mitolojisi’ndeki yeri bunlarla sınırlı kalmamaktadır . Ovidius’un Dönüşümler adlı eserinde Ascalaphus’un bir baykuşa dönüştürülmesi anlatılmaktadır . Efsane’ye göre Ascalaphus , Hades’in bahçesinde dolaşan Persephone’nin bir nar tanesi yiyerek orucunu bozduğunu görür . Orucunu bozan Persephone , bu yüzden gün ışığına çıkma umudunu iyice yitirmiştir . Ascalaphus Persephone’yi ihbar eder ve bu duruma kızan Demeter  Ascalaphus’u bir baykuşa çevirir .

Askalaphos Persephone 2mi3

‘ Başında Phlegeton sularıyla ıslanan bir gaga , tüy , kocaman gözler yarattı . Değişti tüyle kaplandı sarımsı gövdesi , büyüdü başı , kıvrıldı , uzadı tırnakları , güçlükle titrerdi kımıldayan kolunda tüyler . Yıkımların ulağı , uğursuz sayılan , bütün ölümlülerin kaçındığı baykuş derler buna . ‘

Ovidius , Dönüşümler V.Kitap 545

Ovidius’un dizelerine baktığımızda baykuşun uğursuz bir sembol olduğunu görürüz . Hakikaten de Yunan Kültürü’nde bilgeliğin simgesi olan bu kuş , Roma Kültürü’ne uğursuz , yıkım getiren olarak geçmiştir .  Erken Roma Dönemi’nde evin kapısına çivilenmiş bir baykuş ölüsünün evi baykuşun daha evvel neden olduğu kötülüklerden koruduğuna inanılmıştır . Gene Julius Caesar’ın , Augustus’un , Agrippa’nın ölümlerinin bir baykuş tarafından daha evvel bildirildiği söylenmektedir .

Peki baykuşun Yunanlılar tarafından kutsal sayılıp , Romalılar tarafından uğursuz olarak nitelendirilmesi neye dayandırılabilir ? Tamamen şahsi fikrimdir , ben bu inancın köklerini Truva Savaşı’nda arıyorum. Daha evvelki yazılarımda da belirttiğim gibi  Roma  , Truvalı Aeneas’ın torunları tarafından kurulmuştur . Yani Roma kendi soyunu Truvalılara dayandırmaktadır . Truva Savaşı’nda Baykuş Gözlü Tanrıça Athena Yunanlılar’ın yani Akhalar’ın tarafında yer almıştır . Akhalar Truvalıları büyük yıkıma uğrattırmıştır . Dolayısıyla Athena’ya karşı buradan kaynaklanan bir kin duymuşlar , simgesi baykuşa da yıkım getiren bir anlam yüklemiş olabilirler . Ama bu tamamen şahsi fikrimdir .

Yunan Mitolojisi’nde Karga :

kargalar yesimminn 2mi3

Baykuşu anlatırken bahsi geçmişti karganın . Önce gece kuşuyken bu görevden sürülmüş ve yerine baykuş geçmişti . Kargalardan bahsedelim şimdi de . Öncelikle kargaların neden siyah olduğuna dair farklı rivayetler mevcuttur . Bir kısmı Athena’nın öfkesinden bir kısmı da Apollon’un öfkesinden bahseder .

Herşeyden önce şunu belirtmek gerekir ki Yunan Mitolojisi’ne göre Karga ilk başta bembeyaz bir kuşmuş . Athena’nın en sevdiği üstelik . Bakire Athena’nın , Erichton isimli bir oğlu olmuş . Tabii nasıl hala bakire olabiliyor diyorsanız Erichton’un doğumunu incelemeniz gerekir . Özetleyecek olursak , Hephaestos Tanrıça Athena ile birlikte olmak ister . Birgün Athena’yı yakalar ve birleşemeden tohumlarını Athena’nın bacağına bırakır . Athena tiksinerek bir bez parçasıyla bunları siler ve toprağa atar . Bu tohumlardan Erichton doğar ve Athena Erichton’u Atina Kralı Cecrops’un üç kızına emanet eder . İşte karganın trajik hikayesi burada başlar . Cecrops’un kızlarının Erichton’a iyi bakamadığını görür karga , gider durumu Athena’ya anlatır . Athena’nın öfkesi ilk başta kargayı vurur . Onu gece kuşluğu görevinden sürer ve yerine baykuşu getirir . Daha sonra Apollon sahiplenir kargayı . Bu seferde Apollon’un sevgilisi Coronis’in davranışlarını beğenmez karga ve gider Apollon’a anlatır . Apollon kargayı dinleyerek öldürür Coronis’i , Asklepios’un annesini … Sonra pişman olur yaptığı şeye , ve beyaz kuşlar içerisinde yeri olmasın diye kapkara yapar kargayı . Anlayacağınız karga ne çektiyse dilinden çekmiştir .

Coronis Apollo Crow 2mi3

Bahsettiğim bu hikayeler bazı çevirilerde kuzgun olarak geçmektedir . Fakat Yunan Mitolojisi’nde karga ile kuzgun aynı familyadan oldukları için herhangi bir ayrım söz konusu değildir .

Aisopos , masallarının büyük bir kısmında kargalara yer vermiştir ve bir çoğunda karganın ne çektiyse çenesinden çektiğini vurgulamıştır .

Karga , Yunan Mitolojisi’ndeki rolü itibariyle uğursuz olarak nitelendirilse de diğer birçok mitoloji de vazgeçilmez öğeler arasındadır .Fakat , Antik Yunan döneminde kargalar , baykuş kadar simgesel olamamıştır . Tabii bunda sebep aramaya gerek yok , neticede uğursuz sayılmışlardır .

Yunan Mitolojisi’nde kuşlar sadece baykuş ve karga ile sınırlı değil tabii ki . Bu araştırmanın devamında Zeus’un simgesi Kartal , Aphrodite ile özdeşleşmiş Güvercin , Hera’nın simgesi Tavuskuşu’ndan bahsedeceğim . Şimdilik günümüzde anlamsız bir şekilde bir anda popülerliği artmış , modayı etkilemiş baykuştan ve baykuşun yerini aldığı ,çevremizde sürekli gördüğümüz kargadan bahsetmek istedim .

Yunan Mitolojisi’nde Karga başlıklı kısmın girişinde karga fotoğrafı için  Yesimminn‘e çok çok teşekkür ederim .

Yazan : Dimitri Daravanoğlu

Kaynakça:

1-) Ovidius , Dönüşümler , Çev. İsmet Zeki Eyüpoğlu , Payel Yayınevi , İstanbul , 1994

2-) Grimal P. , Mitoloji Sözlüğü , Çev. Sevgi Tamgüç , Sosyal Yayınlar , İstanbul , 1997

3-) Arrianos , İskender’in Seferi , Çev. Furkan Akderin , Alfa Yayınevi , İstanbul , 2005

4-) http://www.owlpages.com/index.php

Malatya’da bir 2mi3 ve Arslantepe Höyüğü

Leave a comment

6 ay ortalarda yoktum . Önce bir 15 gün Amasya’da , ardından geri kalan sürede Malatya’da kaldım . Keyfi değil tabii , askerlik vazifesinden dolayı… Askere gitmeden yazmıştım buraya gene , gideceğim yerde tarihi yerleri gezeceğim , döndüğüm zaman paylaşacağım diye . Anlatmaya başlayayım ufak ufak .

İlk 15 gün Amasya’da olmama rağmen , Amasya’yı sadece ilkgün teslim olana kadar gezebildim . Amasya Kral Mezarları’nı gördün mü diye soracak olursanız , zaten şehrin ortasındaki tepenin üstüne kazılı oldukları için görmemenin imkansız olduğunu söyleyebilirim . Acemilik diye tabir edilen dönemde hiç dışarı çıkılmadığı için Amasya hakkında detaya giremeyeceğim .

27 Ağustos 2011 günü akşam saatlerinde Malatya’ya ulaştım . Birgün yol iznimin vermiş olduğu imkanla ,bir akşam burada kaldım . Tabii bu süre zarfında Malatya’da nereler gezilebilir diye ufak ufak araştırmalar yapıyordum . Hayallerimden biri olan Nemrut Dağı’na bu kadar yakın olup bir o kadar da uzak olmak açıkçası koymuştu . Enteresandır ki Adıyaman diye bildiğimiz Nemrut Dağı’nı Malatya’da da çok sahipleniyorlar. İki il arasında kalıyormuş meğer , pek paylaşılamıyor anladığım kadarıyla . Nemrut Dağı’nı gözden çıkardıktan sonra başka yerlere odaklandım. Arslantepe Höyüğü , BattalGazi görmem gereken yerler arasındaydı , üstelik bu kadar içlerindeyken . Ama tabii askerlik bu ; bir çarşı izniniz var sabahtan akşama kadar . Yok güzel kahvaltı edelim , yok internet cafeye gidelim , hadi öğle yemeği derken bitiveriyordu . Neyseki Arkeoloji Müzesi gayet şehir içindeydi .

Arkeoloji Müzesi’ne ilk kez beni teee Malatyalar’a kadar ziyarete gelen Yesimminn ile birlikte gittik . Küçük bir müze olmasına rağmen içerisinde heyecan verici eserler bulunmaktaydı .Arslantepe’den çıkarılan mühürler , çivi yazıları , mozaikler , mezar . Bu kadar adı geçmişken Arslantepe Höyüğü’nü anlatmaya başlayayım . Bu höyük M.Ö.5000 yıllarından M.Ö.712 yılına kadar aktif bir şehir olarak varlığı sürdüren , İtalyan Arkeolog Prof.Dr.Marcella Frangipane’nin deyimiyle Anadolu’daki ilk medeniyettir . Gene Frangipane’nin iddia ettiği üzere bilinen ilk medeniyet Mezopotamya’da değil Anadolu’dadır .

Malatya Muze Muhurler

Malatya Arkeoloji Müzesi – Arslantepe Mühürleri  

M.Ö.1200 yıllarında Doğu Anadolu Geç Hitit Başkenti olan Arslantepe Höyüğü , M.Ö.712 yılında Asur Kralı II. Sargon tarafından yıkılmıştır . Asur Kralı Sargon’un ‘ Hatti ‘ ülkesine yaptığı seferi anlatan çivi yazısı Malatya Arkeoloji Müzesi’nde sergilenmektedir .

Sargon Asur Civi

Malatya Arkeoloji Müzesi - Asur Kralı II.Sargon’un Seferi

Malatya Arkeoloji Müzesi’nde Arslantepe Höyüğü’nün Hitit Dönemi’ne ait kabartmalar da sergilenmektedir. Arkeolog arkadaşlar bana kızacaklar belki ama , bu kabartmalara bakıp da Erich Von Danieken’i anmamak ayıp olurdu . Özellikle asker arkadaşım Önder ile her gece Danieken ve tarihin gizemleri üzerine konuştuktan sonra . ‘ Bu adamlar niye kanatlı …..dı dın dın dı dınn.. (Terminatör Müziği ) ‘  :)

Malatya Muze Hitit Kabartmalar 2mi3

 Malatya Arkeoloji Müzesi – Hitit Kabartmaları

Arslantepe Höyüğü , daha sonraki zamanlarda Romalılar’a ev sahipliği yapmış ve ondan sonraki Bizans Dönemi’nde ise nekropol (mezarlık) olarak kullanılmıştır . Arkeoloji Müzesi’nde gene bu dönemlere ait mozaikler , paralar , ağırlık birimleri ve takılar gibi birçok eser sergilenmektedir.

Malatya Muzesi Kılıc

Malatya Arkeoloji Müzesi – Arslantepe Höyüğü Kılıçları 

Arkeoloji Müzesi’ni gezdikten sonra Arslantepe Höyüğü’nü yerinde görme heyecanı sardı içimi . Bir iki arkadaşımla gitmeyi düşündük fakat yazımın başında da belirttiğim gibi çarşı saatlerimiz pek elvermiyordu . Neyseki ben şanslıydım . Ailem ve Yesimminn beni evci iznine çıkarmak üzere bir kere daha Malatya’ya gelmişlerdi.

Hem sevdiklerimi görecek olmak hem de Malatya’da merak ettiğim yerlere gidecek olmamın verdiği sevinçle evci iznine çıktım . Cumartesi günüydü , programımız belliydi : Arslantepe ve BattalGazi …

Yaklaştıkça içimi heyecan kaplıyordu . Uzakten bir tepecik olarak gözükmeye başlamıştı höyük . Kapısına geldiğimizde girişte iki arslan heykeli ve dev bir kral heykeli bizi karşıladı . Bu heykeller tabii orjinal değildiler . Orjinalleri Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nde sergilenmektedir . Bu yaşıma rağmen hala gidemediğim için kendimden utandığım Müze’de…:) Bu heykeller 1930′lu yıllarda Fransız Arkeologlar tarafından yapılmış kazılarda bulunmuştur. Aynı dönemde yapılan kazılarda gene Geç-Hitit Sarayı kalıntılarına ulaşılmıştır .

Arslantepe Giris Lions

Arslantepe Höyüğü - Giriş 

1961′ten günümüze kadar İtalyan Arkeologlar’ın çalıştığı Arslantepe Höyüğü’nde M.Ö.3300-3000 yıllarına tarihlenmiş kerpiç saray , M.Ö.3600-3500 yıllarına tarihlenmiş bir tapınak bulunmuştur. Arslantepe Höyüğü’nde kazılar devam etmektedir.

Arslantepe Hoyuk 1 Temple

Arslantepe Höyüğü – Saray ve Tapınağa Doğru

Yukarıda görmüş olduğunuz fotoğrafla birlikte Arslantepe Höyüğü kalıntılarına girmiş bulunmaktayız . Bu fotoğraftaki kalıntılardan içerisinin oda oda olduğu anlaşılmaktadır . Bu odalar döneminde kiler , mutfak , hazine olarak kullanılmıştır . Yapılan kazılarda mühürlerin bir kısmı bu odalardan çıkmıştır .  Prof.Dr.Frangipane’nin , Arslantepe Höyüğü kazılarından çıkardığı sonuç buranın çok önemli bir kompleks olduğu yönünde . Burada bulunan kılıcın ,Alacahöyük’te bulunan kılıçtan daha eski olduğu iddia edilmektedir. Ayrıca metal işleme konusunda burada yaşayanların büyük bir metal işleme teknolojisine sahip olduklarını söylenmektedir. Frangipane’nin , Arslantepe için Mezopotamya’dan da önce kurulduğunu söylemesine rağmen , Malatya Müze Müdürü Selahattin Aksu , Frangipane’nin yanlış anlaşıldığını , kendisinin Arslantepe’nin ilk değil ilklerden olduğunu söylemeye çalıştığını belirtmiştir . Bu konuya açıklığı ilerleyen kazılar gösterecektir.

Arslantepe Hoyuk 2 Saray

Arslantepe Höyüğü – Saray Tapınakları 

Arslantepe Höyüğü’nde insanı heyecanlandıran bir başka eser de duvar boyamaları . Açıkçası Arkeoloji Müzesi’nde rekonstrüksiyonunu görmek bile insanı heyecanlandırırken , orjinalini yakından görmenin yarattığı his anlatılamaz . Bu duvar boyamalarından en önemli ikisi bir tahtın iki yanına çizilmiş figürler .

Arslantepe Hoyuk 3 Duvar Boyama

Arslantepe Höyüğü – Taht ve Duvar Çizimleri

Frangipane duvar resimleriyle ilgili olarak şöyle diyor : Çatalhöyük’te de duvar resmi var . Ancak Arslantepe’deki duvar resmi burada , yerinde kalıyor , yerinde korunuyor .

Arslantepe Hoyuk Duvar 2Mİ3

Arslantepe Hoyuk Duva Rek. 2Mİ3

Arslantepe Höyüğü’nün ilk medeniyeti olup olmadığı belki kesinlik kazanmamıştır fakat 7000 yaşında olduğu bilinen bir gerçektir. Ve Anadolu topraklarında 7000 yıllık bir kompleksi gezip , sahip çıkabiliyorsak ne mutlu bize …

Gelelim Arslantepe Höyüğü’nün korunurluğuna ve bir açık hava müzesi olarak değerlendirilmesine . Ne yalan söyliyeyim , bu kadar mükemmel olacağını düşünmüyordum . Kalıntıların üstünde sprey boya ile yazılmış yazılar bekliyordum . Daha evvel görmediğimiz şeyler değil  bu yazılar neticede . Ege ve Akdeniz Bölgesi’nde bütün açıkhava müzesi tadında olan ören yerlerinde bir tahrip görmek gayet mümkündür. Arslantepe Höyüğü’nün gezi düzeni , merdivenleri , cam çatı korumaları hakikaten mükemmel.Bu cam basamaklar ve yollar ile daha altta bulunan yapıları görmek de mümkün kılınmış . Aşağıdaki fotoğrafta da görülebileceği üzere , korunaklı bölümlendirmeler rahatsızlık vermeyecek şekilde yerleştirilmiş ve çalışma yapılan bölümler perdeler ile ayrılmıştır. Bu bakımdan Arslantepe Höyüğü’nü gördüğüm en iyi açıkhava müzeleri içerisinde ilk 5′e koyuyorum.

Arslantepe Hoyuk Bolumlendirme

Arslantepe Höyüğü ile söylenebilecekler tabii ki bu kadar değil . Umarım gün geçtikçe yapılan kazılarla buranın yaşı kat kat artar ve olduğundan daha önemli bir tarih kazanır ve önemli bir turizm merkezi olur . Ne yalan söyliyeyim , biz arkeoloji sevenler için sadece Arslantepe Höyüğü , Malatya’yı görülesi kılıyor .

Arslantepe Ev Rekonstruksiyon

Yukarıdaki fotoğrafta , M.Ö.2900-2800 yıllarında Arslantepe’deki evlerden birinin rekonstrüksiyonu görülmektedir. Açıkçası evin mimarisi , odaları ,avlusu günümüzdekileri kıskandıracak şekilde ( en azından bana göre ) …

Arslantepe Giris Kral 2mi3 aile

Arslantepe Höyüğü – Kral , 2mi3 ve Ailesi 

Arslantepe Höyüğü’nün içinde bulunduğu Orduzu’ndan ayrıldıktan sonra Battalgazi’ye doğru yol almaya başladık . Battalgazi , Malatya’nın en büyük ilçesi olup , Anadolu Selçuklu Devleti ve Osmanlı İmparatorluğu Dönemi’nden mimari eserler barındırmaktadır . Ulu Camii , Kervansaray , Kanlı Kümbet ,Ak Minare bu yapıların sadece bir kaçıdır .Battalgazi , Anadolu’nun Türk-İslam medeniyetine geçmesinde bir üs olmuştur .

Malatya’da birkaç gidip gezdiğimiz başka bir yer ise Gündüzbey …Gündüzbey çok tatlı bir kasaba. Gerek eski Malatya Evleri , köy kıraathaneleri ile kafa dinlemek için ideal bir yer . Özellikle ‘Su Sesi’ diye bir mekan var ki , her Malatya’da askerlik yapana orada bir kere kahvaltı yapmasını öneririm .

İyisiyle kötüsüyle , rahat bir şekilde askerlik görevimi Malatya’da gerçekleştirdim . Askere gelmeden evvel istediğim gibi görülesi yerleri de gezdim . Açıkçası burada askerlik yapan bazı arkadaşlar gibi ‘Bir daha hayatta gitmem ‘ demiyorum . Aksine Nemrut’a gidersem birgün Malatya’ya kesin uğrayacağım. Bu arada belirtmeden geçemeyeceğim Malatya’nın kayısısı hakikaten mükemmel ve çok ucuz. İstanbul’da kilosunu 25 TL’ye aldığımız kuru kayısının orada yüzüne bakmazsınız :) Doğu’da görev yapması gereken öğretmen ve asker arkadaşlarıma Malatya’yı gönül rahatlığıyla tavsiye edebilirim .

‘Malatya , Malatya …Bulunmaz Eşin….’

Yazan : Dimitri Daravanoğlu

Fotoğraflar : Yesimminn ve Dimitri Daravanoğlu

Kaynakça :

1- ) Kültür ve Turizm Bakanlığı , Malatya Rehber Kitapçığı

2- ) http://www.hurriyet.com.tr/kultur-sanat/haber/15695970.asp

3- ) http://wowturkey.com/forum/viewtopic.php?t=88387

Rock’n Coke 2009 Günlükleri

3 Comments

 

   Öncelikle herşey Nine Inch Nails’ın geleceğini öğrenmemle gerçekleşti….Metallica’dan sonra ,gideceğim konserlerde biraz daha seçici olmayı kendime kazandırmıştım.O küçük metalci dönemlerinde olduğu gibi ‘ ne Fort of Lort’mu geliyor hemen en önden izlemeliyim’ modundan çıkmam gerektiğini Metallica’nın verdiği 50 kredi değerinde Metal Dersi’nden sonra iyice anlamıştım.Tek günlük aldığım Rock’n Coke bileti,kombine alan başka bir arkadaşımın talihsizlik sonucu konsere gelememesiyle iki günlüğe dönüştü bir anda…Aslında pek birşey fark etmeyecekti benim için Linkin Park dinlemeyi tam 7 yıl evvel bırakmıştım çünkü…Neyse detaylara ilerleyen kısımlarda değineceğim.18 Temmuz Cumartesi günü gayet cool bir şekilde akşam üzeri festival alanına gittik…Cool bir şekilde diyorum çünkü çoook eskiden sabahın 10unda konser alanında olunması gerekir diye düşünürdüm:) Saat 18:00′ı gösterdiği an Juliette Lewis sahne almıştı…Kendisine Natural Born Killers’tan ötürü bir hayranlığım zaten vardı.Sahnede de görmek iyi olacaktı. Juliette Lewis 2mi3

Juliette Lewis’i en önlerde bir yerlerde izlemek gerçekten keyif vericiydi.Bana Janis Joplin’in 2000 versiyonu gibi geldi.Her ne kadar rock piyasası içinde henüz çok fazla bir geçmişi olmamasına rağmen,ilerleyen yıllarda büyük işler yapacağından eminim.

Juliette Lewis 2 2mi3

Konser sırasına havanın çok sıcak olması üstümüze hortumlarla su tutmaları ayrı bir olay iken,Juliette’in konser sonunda üstündeki şu akbabamsı şeyi çıkarması ,bikini üstüyle kalması ve üstüne su tutulmasının istemesi  gerçekten hoş oldu :)

Ve Juliette sahneden indi…Nin Inch Nails’tan sonra performanslarını özellikle merak ettiğim Jane’s Addiction’ı beklemeye başladık.Jane’s Addiction’ın belki bir 10 şarkısını biliyorumdur ama gitaristlerinin Dave Navarro olması bu gruba karşı olan hisleri iyi yönde tetiklemektedir.Rockstar olmak için yaratılmış bir insan mübarek.Adamı izlerken devamlı küfür etmekten kendinizi alamıyorsunuz.Hani milletimizin huyudur,küfür ederek takdir etmek…(Ne solo attı,….. …… evladı).

Janes  Addiction 2mi3

Resimde’de görüldüğü gibi Dave Navarro ‘Arkadaşlar Yrd.Doç.Rockstar’ım,kasmayın ağlatırım’ derecesine sahne duruşu ve Perry Farrel isimli vokal arkadaşın gayvari duruşu…

 

Dave Navarro 2mi3

Jane’s Addiction ‘Sex is Violent’ı çaldığı sırada Juliette’in sahneye geleceğini düşündüm fakat olmadı.Ne de olsa Natural Born Killers’ın  OST albümünde bulunan bir şarkıydı,gelmemesi için hiçbir sebep yoktu.Sağlık olsun….

Elimde konser sırasında çekilmiş çok daha fazla resim var ama bildiğiniz bencil davranma ihtiyacı duyduğumdan dolayı paylaşmıyorum.Resimleri çeken sevgili sevgilim yeşimmin’e ayrı bir teşekkür sunarım.Kendisi adeta Dimitri Nirvana’ya ulaşsın ben resimleri çekerim şeklinde davrandı ve beni çok mutlu etti..Öptüm onu burdan…:)

Jane’s Addiction üstüne Duman çıktı sahneye,bizim için yemek molası gibi birşeydi….Lakin bu yaşıma kadar kaç kere Duman konserine gitmişim,gidip ‘İçööğrimmm Böööeennnnnnnnn’ diye bağırmanın gereksiz olduğunu düşündüm.Yemek yerken Nine Inch Nails konserinde göğün kaçıncı katına ulaşırım diye düşünmeye başladım.Malum Metallica konserinde Tanrılar ile kanka olmuştum adeta Olympos’un zirvesinde….

Duman sahneden indi…Yardırdık konser alanına doğru…Geldik en önlere doğru,kafamı bir çevirdim sağa takım elbise giymiş bonus kafalı bir eleman ve arkadaşları adama baktıkça ben terledim…Grubun hırvat olduğuna kanaat getirdikten sonra,adamların ileri düzey Nine Inch Nails fanı olduklarını performanslarından dolayı anladık..

Bekledik bekledik ve beklenen an geldi…..Ne giriş şarkısı ‘Somewhat Damaged’mı ölürüm ama….Tıpkı Metallica’da olduğu gibi kendimi hırpalamayıp adam gibi konserimi izleyeceğimi düşünmüştüm ki gene yalan oldu tabii ki…

Nine Inch 2mi3

 Nine Inch Nails Rock’n Coke playlisti ve 2mi3′un durumu şu şekildeydi:

Somewhat Damaged ,Terrible Lie ,1.000.000 ,Discipline ,March of the Pigs ,Piggy ,The Becoming ,Burn ,Gave Up ,Fragile ,The Way Out Is Through ,Wish ,Survivalism ,Suck ,The Day The World Went Away ,Hurt ,The Hand That Feeds ,Head Like A Hole…….Ve 2mi3 Nirvana’ya bir kere daha ulaştı ve Buddha ismini aldı…

 

Nine Inch 2mi3 1

Konser sırasında Trent Reznor o kadar kendinden geçmişti ki önce klavyeyi yere fırlattı,sonra mikrofonu attı…Daha sonra mikrofon ayağını sahne ışıklarına fırlatıp birini sanırım kırdı ve konser bitiminde de gitarı sahnede fırlattı ve konser bittikten sonra yerdeki gitarın sesini bir 5 dakika duyduk…Aşmıştı,aşmış ötesiydi…

Nine Inch Nails’ın ardından sahneye Prodigy çıktı….Teee küçüklüğümden beri şarkılarını bildiğim bir gruptu Prodigy..En öne geçtik ama yanımıza gelen garip tiplerle tartışmamız sonucu ve Prodigy sırasında sahnede sanki Destruction varmışçasına Pogo yapan gençlerden ötürü arkaya geçtik…Ah be yavrularım Prodigy’de pogo mu yapılır..Bilmiyorsun ne yapacağını aç bir konserini izle bir yerden öyle gel….Neyse….

Prodigy saat 03:00′a doğru bitti ve eve gelmemiz 4′ü buldu…Ertesi gün bayaa geç gittik konser alanına…Kaiser Chiefs’e kadar hiçbir grubu dinlemedik…Burdan anlaşılmasın ki Kaiser Chiefs hayranıyız…Tamamen Linkin Park’ta önde olmaktı amacımız…Tamam sevmiyor olabilirim ama arkadaşım Serhan seviyor…Kırıym mı çocuğu yani…

Kaiser Chiefs üzerimizde adeta bir travma yarattı…Gereksiz eğlenceli gruplar beni biraz geriyor da….Adamlar kelebek gibi,sinirimi bozdu konser sırasında..Üstüne ağzıma ‘Oh My God’ isimli şarkıları dolanmaz mı inanın 3 gündür kurtulamadım hala…Yalnız adamların vokali acayip enerjik,hani Kaiser’dan ayrılıp çok daha iyi yerlere gelebilir.Ama eğlendirmesin insanları lütfen….Off geçmiyor etkisi hala,çok kötü…

Kaiser sahneden inerken son derece mutlu olmuştuk…Rock’n Coke ‘un benim için değil belki ama büyük kesimi için beklenen grup sahneye çıkacaktı.Liseye giderken ‘Hybrid Theory’ isimli ilk albümlerini almıştım,şimdi doğruya doğru iyi bir albümdü o.Ama sonra yaptıkları şarkılar ve biraz da medyanın etkisiyle adamlardan son derece soğumuştum.Aptal rock müzik dergilerinin kapakları,hediyeleri zaten bir çok gruptan soğutuyor insanı…’Bu ay herkese Jonathan Şapkası….’

Linkin Park sahnede gerçekten iyiydi…Çok iyi bir performans sergilediler ve sahneyi çok güzel kullandılar…Bu demek istediğim sahneyi dolduruyorlar anlamında değil ama.Sahne’yi dolduran grup Nine Inch Nails’tı benim için….Linkin Park’n son derece enerjik olması,ve vokallerin canlı performanslarının da tıpkı albümdeki gibi olması beni gerçekten etkilemişti.Davulcuları ise ayrı bir olaydı.Konser sonunda adamlara olan saygım arttı şimdi doğruya doğru…

Ve Rock’n Coke sona erdi…Seneye acaba kimler gelir diye düşünmek kaldı…Gittiğim ikinci Rock’n Coke festivaliydi çünkü gitmeye değecek ikinci Rock’nCoke festivaliydi..(İlki The Cure ve Korn’un geldiği festival, Iggy Pop festivale değil direk konsere gelmeli diye düşündüğüm için onu saymıyorum).

Konser sonunda  1 adet Nirvana’ya erişmek (Nine Inch Nails sayesinde),bir adet travma geçirmek (Kaiser Chiefs sayesinde) , 1 adet saygı duruşu (Linkin Park sayesinde) ,1 adet küfürle övgü yağdırma (Janes Addiction sayesinde) ve 1 adet şaşılaşma (Juliette Lewis sayesinde) elimize geçen ganimetler oldu…

Bu yazıda görmüş olduğunuz fotoğrafların tümü Yeşimminn tarafından çekilmiştir.Başka bir dergide gazetede yayınlanmış değildir.Devamı bizdedir ve paylaşılmamaktadır.Her ne kadar Serhan Facebook’ta teşhir etmiş olsada…Canı sağolsun :)

Yazan : Dimitri Daravanoğlu

Fotoğraflar : Yesimminn ve 2mi3

 

Follow

Get every new post delivered to your Inbox.

Join 28 other followers