Bölüm 1: Mitolojik Köken ve Kayıtlarda İmbros

Tenedos’la kayalık İmbros arasında,

Bir mağara vardır,geniş,kocaman.

Durdurdu orda atları Poseidon,yeri sarsan.

Çözdü arabadan,tanrısal yemlerini koydu önlerine.

Bağladı ayaklarına altın zincirler

Bunlar kırılmaz,çözülmez zincirlerdi

Efendileri gelene dek ayrılamazlardı oradan

Kendi de Akhalar’ın ordusuna doğru yürüdü gitti.

İLYADA XIII-33.

Imbros (Gökçeada) ismi ilk defa bu dizelerde geçmekteydi, Milattan önce 750 yılında yazılmış olan Homeros’un İlyada’sının dizelerinde…Milattan önce 1200 yıllarında yapıldığı öngörülen Truva Savaşı’ nın destanında…

Yaklaşık 3200 yıllık bir geçmişi vardı İmbros’un ve mitolojik açıdan bakıldığında daha da eskilere uzanıyordu…Denizlerin Tanrısı Poseidon’un Truva Savaşı sırasında atlarını bağladığı mağaraya çok yakındı bu ada…

Sadece Poseidon’un mağarasına değil Achilles’in annesi Thetis’in sarayına da çok yakındı … Şu şekilde belirtmişti Homeros bize bu sınırları :

Böyle dedi,yel gibi giden İris’de fırladı gitti

Samos’la kayalı İmbros‘un arasından,

Atladı kapkara denize,

Sular gümbür gümbür gürüldedi.

Sığır boynuzundan sirtinin içindeki kurşun

Nasıl dalarsa çiğ et yiyen balıklara doğru,

O da öyle daldı derine,

Buldu Thetis’i oyuk bir mağarada….

İLYADA XXIV-78.

Bu dizelerin hemen öncesinde Zeus ,Troia Kralı Primaos’un Hector’un ölüsünü nasıl geri alacağını Achilles’in annesi Thetis’e bildirmesi için İris’i görevlendirmektedir.İris, Thetis’i belirtilen bölgede oyuk bir mağara içerisinde  ağlarken ve çevresinde deniz tanrıçalarıyla bulur.Bu dizeler ışığında doğrudan Thetis’in sarayı demek yanlış olabilir diye düşünüyorum,saraylarından biri demek daha doğru olur.Ne de olsa Thetis bir deniz tanrıçası ve tek bir evi olmayacaktır.Ama mitolojik kayıtlarda bu şekilde geçmesi İmbros’u önemli kılmaktadır.

Özet olarak Mitolojik açıdan iki önemli mekanla adı anılır İmbros’un:

Poseidon’un atlarını bağladığı bir mağarası Tenedos (Bozcaada) ile Imbros (Gökçeada) arasında ve Thetis’in saraylarından birtanesi  Samos (Sisam) ile Imbros arasında.

 

1 Imbros Harita

Bu iki önemli mekandan başka ayrıntılarada değinmekteydi Homeros.Örneğin Hera’nın bu adadan geçmesini şu dizelerle belirtmişti:

Böylece Here andını bitirince

Uzaklaştılar Lemnos’la İmbros kentlerinden…

İLYADA XIV-281

Homeros’un bu eserine güvenecek olursak ,ki Schliemann bu esere güverenerek Troia kentini bulmuştur,İmbros o dönemlerde etkin yerleşkelerden biridir.Homeros bize bu detayı şu şekilde vermiştir:

İeson’un oğlu satın almıştı Lykaon’u

Bir konuk çok para verip kurtarmıştı

İmbroslu Eetion’du bu konuk…

İLYADA XXI-43

Ayağıtez Akhilleus yakalayınca öbür çocuklarını

Gider satardı ekin vermez denizin ötesinde

Samos’ta,İmbros‘ta,dumanlı Lemnos’ta

İLYADA XXIV-753

Bugün Gökçeada’ya ait rehberlerde Eetion’dan İmbros Kralı olarak bahsedilmektedir.Oysa İlyada’da iki tane Eetion’dan bahsedilir,bunlardan biri Thebai şehrinin kralı ve Andromakhe’nin babası olan Eetion’dur,diğeri ise İmbros’lu bir konuktur.Pierre Grimal’in Mitoloji Sözlüğü’nde adı geçen Eetion gene Thebai kralıdır.Troia prensi Lykaon’u satın alarak kurtaran Eetion ile Thebai şehrinin kralı aynı kişi değildir destana göre.Benim İmbros’a o dönemlerde etkin bir yerleşke dememdeki neden burada köle alışverişinin yapılıyor olmasındandır.

Yukarıda belirtilen dizeler haricinde İlyada’da başka İmbros ismine rastlanmamaktadır.

İmbros adının geçtiği bu dizelerde başka bir önemli ayrıntı ‘kayalık’ olarak belirtilmesidir.Gerçekten de bugün İmbros’a gittiğimizde ilginç kaya oluşumlarını görmekteyiz.Koyların,sahillerin tümü kayalıklardan meydana gelmiş,ayrıca ada içerisinde de farklı kaya oluşumları bulunmaktadır.Zaten adanın en önemli gezi noktalarından biri de ‘Peynir Kayalıkları’dır.Anlaşılan İmbros’un kayaları her dönem dikkat çekici olmuştur.

İmbros’ta yapılan arkeolojik çalışmalar sonucunda M.Ö.3000 yıllarına ait sur ve ev temellerinin yanı sıra  erken tunç çağına ait seramikler,taş balta,silex ok ucu,yonga parçaları…vb. bulunmuş.Fakat çıkarılan bu parçalar Çanakkale Arkeoloji Müzesi’nde sergilenmektedir.Bana göre bu durumdan çıkarılacak sonuçlardan birtanesi de Homeros’un gene düşünen okuyucuya bir kez daha yön verdiğidir.

İmbros adının geçtiği bir başka kayıt ise Ksenophon’un Hellenika isimli eseridir.Bu eserde İmbros şu şekilde geçmektedir:

‘Asia kentleri Kypros ve Klazomenai adaları da dahil Kralın olacaktı ve gerçi Atina Lemnos,Imbros ve Skyros klerukhia’larını elinde tutsa da ‘büyük ve küçük diğer Yunan kentleri otonomiye kavuşacaklardı’.

Ksenophon’un Anabasis (Onbinlerin Dönüşü) isimli eserinde Pers Kralı II.Artakserkes’in kardeşi Kyros’un ayaklanması,ölmesi ve aslında zafer kazanan paralı Yunan askerlerinin Ksenophon önderliğinde ülkelerine dönmeleri konusu işlenmiştir.II.Artakserkes zamanında imzalanan bu Antalkidas Barışı (Kral Barışı)’nın İmbros ile ilgili maddesi Hellenika 5.1.31’de geçmektedir.

Byzantionlu Stephanios’a göre ‘İmbros,bir Trakya adasıdır.Kabeiroi ve Karialıların İmbramos dedikleri Hermes’in kutsal alanıdır.Bir kenttir halkına İmbroslular denir.’

İamblikhus ,’Pythagoras’ın Yaşamı’ isimli eserinde İmbros’ta mistik ayinlerin yapıldığını söylemiştir.

Bölüm 2:Tarihi Eserler ve Kalıntılar

İmbros’un bu geçmişine rağmen ada da herhangi bir tarihi eser görememekteyiz.Oysa ki Ege Bölgesi’nde ve bu bölgedeki diğer adalarda birçok antik şehir kalıntıları görmek mümkün.İmbros’ta kalmamış olması ya da olmaması üzücü bir durum bana göre.

Bademli Köyü taraflarında yapılan çalışmalar sonucu bir höyük çıkarılmış fakat bu bölgeye ulaşım bir hayli zor.Ayrıca ada üstünde en meşhur antik kalıntı ‘Kaya Mezar’ olarak tabir edilen  bir yapı.Açıkçası bu mezarın geçmişinin tam olarak bilinmemesi ve ulaşımın zor olması merakımızı sıfıra indirmektedir.Öğrendiğimize göre bu mekana ulaşım için tabela konuyormuş,fakat birileri buraya gelinmesini istemiyormuş gibi tabelayı her seferinde söküyormuş.

Yapılan araştırmalar doğrultusunda İmbros’ta iki adet önemli kutsal alan olduğu düşünülmektedir.Bunlardan biri Kabeiroi olarak bilinen Büyük Tanrılara adanmış Kabeirion’dur.Semadirek adasındaki kutsal alandan sonra en önemlisidir.İkinci kutsal alan ise Hermes İmbramos Tapınağıdır.Bugün bu iki kutsal alanın lokasyonları sadece varsayımdır.

 

2 Imbros Yerl Harita

Yukarıdaki haritadan görüldüğü gibi Hermes Tapınağı adanın kuzeyinde Agios Dimitrios’da Kabeirion ise Bademli yakınlarındadır.26-27 Ağustos Gökçeada Değerleri Sempozyumu’nda da belirtildiği gibi bu lokasyonlar şu an sadece varsayımdır.

Bulunan sikkelerden Hermes’in İmbros için önemli bir tanrı olduğu açıktır.

 Bölüm 3: İmbros Gezimiz

Açık konuşmak gerekirse yaz tatili için Gökçeada’ya gitmek aklımızın ucundan bile geçmemişti.ETS ile ayarladığımız Karia Turu’nun Ramazan dolayısıyla iptal edilmesi üzerine yaşadığımız hayal kırıklığı bizi yeni birşeyler yapmaya itti.Harita üzerinden bir bölge seçip kendi imkanlarıyla seçilen bölgede tatil yapan insanları sevmişimdir.Biraz hazırcıyım herhalde çünkü böyle birşeye daha evvel hiç yeltenmemiştim.Bir gün içerisinde yaptığımız tatil planı ile anne tarafından dedemin memleketi olan İmbros’a (Gökçeada) gitme kararı aldık.Bu ada Türkiye’nin en büyük adası ve en uç noktası olma ünvanlarına sahip.En son 14 yaşımda gelmiştim buraya şimdi ise sevgilimle gelecektim 🙂  Mitolji ve Tarih’e olan ilgimi artık sitemi takip edenler biliyordur diye düşünüyorum.İmbros’un mitolojik açıdan önemini gayet iyi biliyordum ve burada Kaya Mezar haricinde bir tarihi kalıntı bulamayacağımızı da.Ama onun dışında şirin Rum köyleri,eşsiz doğal koylar bizi bekliyordu.

Kaldığımız otelin işletmecisinin Arkeolog olması,bu meslekle uğraşan insanları doğrudan çekim alanıma aldığımı bir kez daha gösterdi.Elektrik Mühendisi’nden çok Arkeolog tanımaya başladım artık.Tatilimizin ilk günü,bir yıldır özlemle beklediğimiz denize girmekle geçti.Kefaloz Koyu’nda Aydıncık Plajına gittik.Hemen arkasında bulunan Tuz Gölü’nün üzerinde yürümek çok değişik bir duyguydu.Haritada gösterilen küçük kaya mezarlarını aradıysak da bulamadık.

3 Tuz Golu Imbros

Tuz Gölü

Aynı günün akşamında keşif yapmaya doyamadığımız için Agia Theodori’ye (Zeytinliköy) gitme kararı aldık.Madamın Kahvesi isimli mekanda dibek kahvelerini içerken mekanı işleten amcalarla rumca konuşmaya başlamamız beni bir anda heyecanlandırdı.Hemen sormaya başladım ‘Dedem buralı tanıyor musunuz ? ‘

Çarşamba günü başka bir koyda denize girmek istedik.Malum kendi turumuzu ayarlamışız o kadar hergün aynı şeyleri yapmak olmaz.Sualtı Milli Parkı sınırları içerisinde olan YıldızKoy’a gittik.Burada bir plaj bulunmuyordu fakat kayalar adeta insanlar denize girebilsin diye düzenlenmişti sanki.Denizin dalgalı olması Poseidon’un atlarını dizginlediğine bir işaretti benim için.Ya da rüzgar o yönden esiyordu.İlk düşündüğüm daha mantıklı geldi :)Aynı günün akşamı Kastro’da (Kaleköy) balık yemeye gittik.’Ben Sarıyerliyim kardeşim,balığın içinden geldim’ diye iki mekana racon kestikten sonra üçüncü mekanda ahtapotumuzu kalamarımızı ve balığımızı yiyebildik.

Perşembe akşamı tatilin sonuna iyice yaklaştığımızı hissettik.Cumartesi günü sabahtan geri dönecektik.Tekrar YıldızKoy’a gitme kararı aldık.Deniz gene aynı şekilde…Önce ikimiz vardık koyda..Ürktük denizden biraz..Sonra insanlar gelmeye başlayınca cesaretimizi topladık ve atladık sulara.Akşam Kaleköy’ün simgesi olan tepedeki kaleye çıkma kararı aldık.M.Ö.5.yüzyılda yapılan kale daha sonra Bizanslılar ve Cenevizliler tarafında onarılmış.Çevreyi gözlemek için ideal bir konuma sahipti burası.

4 Imbros Kale

Cuma günü geldiğinde adada en rahat yüzülen yere gitmeye yani Aydıncık Plajı’na gitme kararı aldık.Akşama kadar burada yüzdükten sonra son bir kez Madamın Kahvesi’ne gittik.Bu arada bahsi geçen günlerin içinde şehir merkezini birçok kez dolaştık ve uzun yollar yürüdük.Sağolsun otel işletmecimizin yürümesi çok keyifli dediği yolların hepsi yaklaşık 7 km olduğu için toplu taşımayı tercih ettik 🙂

Kaya Mezar’a uğramak pek içimizden gelmedi.İlk baştada belirttiğim gibi ne bir tabela ne de bir hikayesinin olmayışı ve rehberde gördüğümüz resimden sonra gitmek istemedik.Rehberdekinden fazlasını göreceğimizi de pek düşünmüyorum.

Kısacası Gökçeada,Antik Çağlara ait kalıntılar görmeyi bekleyenler için iyi bir tercih değil belki ama benim gibi pagan mantığında yaşıyorsanız ve içinizde 12 Tanrı sevgisi varsa ideal bir ada.Rüzgarı,Dağ Kokusu,Denizi ile gözlerinizi kapadığınızda çevrenizde o mitolojik büyüyü çok rahat hissedebiliyorsunuz.Achilles’in bu adaya uğradığını bilmek bile mükemmel bir duygu…Ayrıca biz Rumlar’ın burada hala etkin olarak yaşadığını görmek beni ayrı mutlu etti.

Yazan:Dimitri Daravanoğlu 

Kaynakça:

1-)Homeros,İlyada,Çev.Azra Erhat,Can Yayınları,İstanbul,24.Basım 2008

2-)Ksenophon,Hellenika (V.I.31)

3-)Gökçeada Değerleri Sempozyumu Notları

4-)Grimal P.,Mitoloji Sözlüğü ,Çev.Sevgi Tamgüç,Sosyal Yayınlar,İstanbul,1997

Advertisements