Günümüzde bilinen birçok bitkinin Yunan ve Roma Mitolojileri’nde bir oluşum hikayeleri vardır.Bu hikayelerin büyük bir kısmını Ovidius’un Dönüşümler (Metamorphoseis) isimli kitabından öğrenmekteyiz.Ovidius bu eserinde sadece bitkilere yönelik dönüşümleri değil,hayvanlara,dağlara,taşlara dönüşmüş canlıları da anlatmaktadır.Şiirsel bir anlatımla iç içe geçmiş bölümlerden oluşan Dönüşümler Ovidius’un gezileri sonucu insanlardan öğrendiği,kendi eğitiminden edindiği mitolojik bilgilerin birleşiminden oluşmuş bir eserdir.Bu yazı dizisinde sizlere bitkilerin mitolojik kökenlerini anlatmaya çalışacağım.Anlatılan bitkilerde verilen dize ve bölüm numaralarını İsmet Zeki Eyüpoğlu’nun Ovidius-Dönüşümler çevirisine göre aktaracağım.

Daphne  (Defne) :

Daphne Apollon 

Dönüşümler 1.Kitap 453. mısradan itibaren anlatmaya başlamıştır Ovidius Daphne’nin hikayesini.

‘Efsaneye göre Güneş Tanrısı Apollon,attığı oklarla insanları hatta tanrıları bile birbirine aşık edecek güce sahip Tanrı Eros ile karşılaşır.Ok atmasıyla ünlü olan Apollon ,Eros’a yay ve okun sadece kendisine yakıştığını ,kendisinin ok atarak nice yaratıklar öldürdüğünü ,oysa Eros’un sadece gönül yarası açmaya gücü yettiğini söyler.Tabii Eros bu sözlere gücenir,Apollon’dan intikam alması gerekir.İki ok çeker biri aşık eden,diğeri aşktan soğutan güce sahip.Aşık edeni fırlatır Apollon’a,diğerini ise Penios ırmağının peri kızı Daphne’ye…Apollon kıza aşık olur,kız da bir o kadar soğur aşktan…İstemez Apollon’u…Aşkından delirmiş olan Apollon kovalar devamlı perikızı Daphne’yi…Fakat bu kovalamalara dayanamaz Daphne,babasından onu bir ağaca çevirmesini diler ve o anda defne ağacına dönüşür.Apollon ağaca sarılır öper koklar…Daphne’nin karısı olamadığını fakat defne ağacının bundan sonra Apollon ismiyle anılacağını söyler.Gerçekten de Apollon’un saçları defne yapraklarıyla süslüdür.’

Günümüzde yaprakları güzel kokan,hani şu yemeklere bile koyduğumuz defne ağacının mitolojik hikayesi bu şekildedir.

‘Tanrı Apollon’un okçuluk konusunda iyi olduğunun bahsi geçmişken şöyle bir detaya değinmeden geçmeyeceğim.Truva Savaşı’nda Apollon Truva halkının yanında yer alan bir tanrıdır.Truva halkının oklarına yön verdiği konusunda bazı efsaneler mevcuttur.İlyada’da geçmemesine rağmen kulaktan duyduğum bir hikayede Paris’in Achilles’i topuğundan vurması Apollon sayesinde gerçekleşmiştir.

Myrrha  (Mür yada Mürrüsafi Ağacı) :

2 Myrrha

Dönüşümler 10.Kitap 298. mısradan itibaren başlar Myrrha’nın trajik hikayesi.Çok farklı konulara değinmiştir aslında Ovidius  Myrrha’yı anlatırken.Ensestliği irdelemiştir bu hikayesinde ve insanların hala anlayamadığı hayvanların ensestliğini de geçirmiştir dizelerinden.Myrrha’nın efsanesi Suriye kökenlidir.

Efsaneye göre  Suriye Kralı Cinyras (Theias)’ın kızı Myrrha’nın evlenme zamanı gelmiştir.Bütün doğu ülkelerinden gelmişler Myrrha’nın kocası olmak ve düğünü seyretmek için.Oysa Myrrha dertlidir.Babasına aşıktır delicesine.Kocasının nasıl birisi olmasını istediğini soran babasına imalı bir dille ‘senin gibi’ diye cevap vermektedir.Ama olanaksız bir şeydir  bir kızın babasıyla evlenmesi…Ovidius Myrrha’nın bu çarpıklık üzerine yakarışlarını şu dizelerle dile getirmektedir.

                                           ‘………………….Kan bağı

                                            Engel değil evliliğe.Dölleşme gücüdür bunda

                                            Gövdeleri birleştiren seçmeden,düşünmeden.Suç yok

                                            İneğe babasının atlamasında,aygıra kızının karı

                                            Olmasında,koçun anasına,kuşun kendi yumurtasından

                                            Çıkana,anasına tohumları aşılamasında.Mutluluk

                                            Bu,inanılırsa.İnsan kaygısıdır böyle gereksiz

                                            Bir yasayı yürürlüğe koyan,doğal eğilimleri

                                            Geçersiz sayan………………. ‘

Gece yarısında bu istekle yaşayamayacağını düşünen Myrrha intihar etmek istemiştir.Boynuna ilmeği geçirirken bir yandan da imkansız isteğini mırıldanmaktadır.Fakat tam bu sırada kızın mırıldanmalarını sütannesi duyar ve içeri girerek ölmek üzere olan Myrrha’yı kurtarır.Myrrha anlatır isteğini sütannesine.Sütannesi de şaşkındır fakat yüreği dayanamaz.

Tarlalarda yılın ilk ürünleri çıkmaya başladığı vakit Tanrıça Demeter adına törenler düzenlenir.Bu törenlere sadece kadınlar katılır.Dokuz gece boyunca sevişmek yasaktır bu kadınlara.Bu durumu fırsat bilen sütanne Cinyras’ın yanına gider ve bu dokuz gece için kendisine bir kız bulduğunu söyler.Kral bu teklifi geri çevirmez.Sütanne Myrrha’yı yanına çağırıp planını anlatır ve ona asla ışığa çıkmamasını öğütler.Myrrha ,aşık olduğu babasının çadırına girer ve onunla birleşir.Cinyras’ın içini tuhaf bir his kaplamıştır,bir suç işlediğini hissetmektedir bir süre sonra onun kızı olduğunu anlar ve derhal kılıcına davranır.Myrrha kaçıp kurtulur ve koşmaya başlar.Bir süre sonra bu isteğinin getirdiği utançla ne insanlar ne de ölüler içinde yaşayabileceğini düşünür tanrılardan onu bir ağaca dönüştürmelerini ister ve Mür ağacına dönüştürülür.’

Mür ağacına dönüşürken  ve dönüştükten sonra hala ağlayan Myrrha’nın gözyaşlarıdır Mür ağacından -özellikle üstündeki yarıklardan- akan reçineler.İlkçağlardan beri tedavi amacıyla kullanılan bu reçinelerin yağları günümüzde de çok değerlidir.Myrrha,Smyrna adı ile de bilinir.

Advertisements