12 yaşındaydım…Elimde ilk Yunan Mitoloji kitabım , üstelik Yunanistan’dan alınmış…Kitabın içerisinde birçok fotoğraf beni benden almıştı . Yıllar geçti ,yıllarla birlikte de birçok kitap…Gene içlerinde fotoğraflar . Bu sefer daha dikkatliydim , fotoğraf indeksini gözden geçirmemezlik yapmıyordum . Teker teker not ettim hangi eserin nerede sergilendiğini…

İlk Poseidon heykeli’nin fotoğrafı etkilemişti beni ,belki de Zeus’a aitti hala belli değil . Sonra Agamemnon’un Maskesi , Tanrıça Athena heykeli , Delphoi’deki arabacı ….Hepsi etkiliyordu ,hepsini görmek istiyordum…

2011 Nisan ayında Atina’da kuzenimin bana ‘Nereleri görmek istersin ? ‘ diye sorması üzerine oturup bir liste çıkardık..Bu liste içerisinde utandığımdan yazamadığım ama kuzenim tarafından eklenen Delphoi’de yer alıyordu .

Kitap aralarından yanıbaşlarına doğru ilk yolculuğumuz Atina’da  Arkeoloji Müzesi’nde başladı…Bu müzeyi baştan aşağı detaylı bir şekilde gezebilmek için 2 tam gün gerekir . Dolayısıyla hangi eser nerededir diye bir plan yaptık . Müze girişlerinden çok  kalem pillere para vermişimdir herhalde , şarjör gibi çantamda tutuyordum onları . Müze’nin sol koridorundan başladık yürümeye…

1-) Poseidon ( Belki de Zeus )  Heykeli : Bu heykeli ilk Haitalis Yayınevi’nden çıkmış olan ‘Greek Mythology and Religion ‘ başlıklı kitapta görmüştüm . Tek bir sayfada sadece baş kısmı gösteriliyordu . Etkilenmiştim , hala bu portreyi dövme yaptırmak isterim .

Poseidon 2mi3 Athens Archaeology

Erken Klasik Dönemi’n en önemli bronz heykelleri arasında gösterilen bu eser Artemission Burnu’nda bulunmuştur . Yapılış tarihi M.Ö.460 olarak belirtilmektedir…Heykelin sol kolu ileri doğru olup sağ kolu birşey fırlatmaya hazır şekilde yukarıdadır . Tabii sağ elinde tuttuğu cismin bulunamaması , bu cismin yıldırım veya trident (üç uçlu mızrak ) olduğunu düşündürmektedir . Heykelin hangi Tanrı’ya ait olduğunu da bu cisim belirleyecektir . Eğer yıldırım tutuyorsa Tanrı Zeus’a ait olacaktır .

Poseidon Dimitri Daravanoglu 2mi3

Bu heykel kendinden önceki dönemlerin aksine bir hareket halindedir ve anatomi çok iyi işlenmiştir . ‘Severe Style’ denilen stilin en iyi örneklerindendir . Heykeltraşlar , M.Ö.490 yılından ( Marathon Savaşı ) sonra bu stile yönlenmişlerdir ve Arkaik Stil’e son vermişlerdir.

Umarım bir gün heykelin elinde tuttuğu cisim bulunur ve bu önemli eser tam bir kimlik kazanır .

2- ) Aphrodite ve Pan Heykeli : Gene ‘Greek Mythology and Religion ‘ kitabından görüp etkilendiğim bir başka eser . Ergenliğe yeni yeni girdiğim bir dönemde Aphrodite ile tanışmam , kadın vücut hatları konusunda da kafamda bir kriter oluşturmuştu ( Aman müstehcen bulunmayalım ) …:)

Aphrodite Pan 2mi3 Athens

Bu heykel grubu M.Ö.100 yılına tarihlenmiştir ve Delos Adası’nda bulunmuştur . Görüldüğü gibi yarı keçi yarı insan Pan burada Tanrıça Aphrodite’e yaklaşmaya çalışmakta olup , Tanrıça kendisini sağ elinde tuttuğu sandalet ile korumaya çalışmaktadır . Ayrıca Tanrıça’nın sol omzunda duran Eros onu Pan’dan uzaklaştırmaya çalışmaktadır .

Annelerimizden de bildiğimiz üzere , kadınların -özellikle çocuklarını- terlikle tehdit etmesi eski bir gelenek olsa gerek 🙂

3- ) Antikythera Mekanizması : Antikythera Mekanizması , ilerleyen yaşlarımda ve artık Yunan Mitolojisi’nin yanı sıra Antik Yunan Tarihi ile de ilgilendiğim dönemde karşıma çıkan bir tarihi eser .  Bu mekanizmanın ilk fotoğraflarını E.Von Daniken’in ‘Tanrıların Arabaları’ isimli eserinde görmüştüm .

Antikythera Mechanism Dimitri

Sırrı hala çözülememiş olan bu mekanizma M.Ö.1. yüzyıla tarihlenmekle birlikte Antikythera gemi enkazında bulunmuştur . Bir astroloji hesap mekanizması olduğu düşünülmektedir . Ayın hareketlerine göre bir takvim oluşturduğu düşünülen özellikleri arasındadır . Bugün hala bu mekanizma üzerine araştırmalar sürmektedir . Aşağıdaki fotoğrafta da görebileceğiniz üzere , nasıl bir mekanizma olduğuna dair bir kopyası yapılmıştır  .

Antikythera Mechanism 2mi3 reproduction Athens

Arkeolog arkadaşlarımızın pek sevmediği Erich von Daniken’in ‘Tanrıların Arabaları’ isimli eserinde ufakta olsa bu mekanizmadan bahsedilmiştir . Antikythera Mekanizması sırrını korurken , bu eseri yapan mucidin kim olduğunu bilememek çok üzücü .

İlgilenenler için : http://www.antikythera-mechanism.gr/

4- ) Agamemnon’un Maskesi : Yunan Mitolojisi ile ilgilenip Agamemnon’u tanımamanın imkanı yoktur . Agamemnon’un maskesiyle gene 12 yaşımda , ‘Greek Mythology and Religion’ kitabında karşılaşmıştım . Herkes mitoloji için gerçek değil derken , ‘ İşte Agamemnon’un Maskesi daha nasıl bir kanıt istiyorsunuz ? ‘ dercesine suratlarına bakıyordum . 2011 Nisan ayında Atina’ya gideceğim netleşince , bu sefer kesin görmem gerekenler listesine aldım bu eseri .

Bahsetmeme gerek var mı bilmiyorum , Troya Savaşı zaten son çekilen filmiyle herkesin aklına kazındı . Her ne kadar benim gözümde yanlış bilgilendirse de insanları … Agamemnon , Troia şehrine savaş açan Miken Kralı , Helen’i elinden kaybeden Menelaos’un ağabeyi .

Agamemnon 2mi3 a Athens

Agamemnon’un Maskesi altından yapılmış olup , 1876 yılında efsanevi arkeolog (?) Heinrich Schliemann tarafından Mycenae kazılarında bulunmuştur . Schliemann , bir mezar içerisinde bulunan bedenin üzerinde bulduğu maskeyi görünce Agamemnon’un mezarını bulduğunu düşünmüştür . Dolayısıyla bu maske Agamemnon’un Maskesi olarak adlandırılmıştır . Yalnız şöyle bir durum söz konusudur : Bu maske M.Ö. 1550 – 1500 yıllarına tarihlenmiştir. Truva Savaşı’nın M.Ö.1185 yılında gerçekleşmiş olabileceği düşünülmektedir. Dolayısıyla bu maske Agamemnon’un yaşadığı dönemden çok daha öncesine aittir .

Agamemnon Mask  2mi3 Dimitri

Yukarıdaki fotoğrafta Mycenae’de , mezar içerisinde bulunmuş diğer eserler görülmektedir . Beni Schliemann kadar heyecanlandıran ve bir kanıt olarak gördüğüm Agamemnon Maskesi ile ilgili gerçeği öğrenince üzülmüştüm . Fakat tarihin  her geçen gün ortaya çıkarılan buluntularla değiştiğini düşünürsek daha bir çok şeye üzülüp sevineceğimiz  yadsınamaz .

Koskoca Arkeoloji Müzesi’nden beni etkileyenler sadece bu dört eser değildi  . Daha birçok eser var tabii ki , söylemesi ayıp müzeyi baştan sona gezdik . Yalnız kitap aralarında fotoğraflarını görüp de mutlaka görmek istediğim eserlerden 4 tanesi buradaydı . Diğer eserler için Pire Limanı’na doğru gidiyoruz . Pireaus ( Pire ) özellikle M.Ö.517 yılında önem kazanmıştır . Bugün pek iyi durumda olmayan antik bir tiyatroya sahiptir . Fakat Pire Limanı’nın en önemli arkeolojik buluntuları bronz heykelleridir .

5- ) Bronz Apollon Heykeli : Apollon , Yunan Mitolojisi’nin en önemli tanrılarından biridir . Anadolu topraklarında da büyük geçmişi olan bir Tanrı’dır . Günümüzde Apollon adına birçok tapınak bulunmuştur ve bu tapınaklar kehanet merkezi olarak işlev kazanmıştır . Açıkçası Yunan Mitolojisi’nde en zor çözdüğüm Tanrı’dır . Pire’de bulunan bronz Apollon heykelini ilk defa , yukarıda diğer eserlerde de adı geçen kitapta görmüştüm . İlgimi çekmişti çünkü farklıydı . Kouros tarzında yapılmıştı .

Apollon 2mi3 Pireaus

Peki ne demektir bu Kouros ? İlerleyen bölümlerde Delphoi’deki Kouros heykellerini de göreceğiz fakat açıklamak isterim ki Kouros Yunanca’da genç erkek anlamına gelmektedir . Fakat Arkaik Dönem’de o kadar çok Kouros heykeli yapılmıştır ki bu tarza ismini vermiştir . Pire’de bulunan Apollon heykeli de Kouros stilindedir . Muhtemelen elinde birşey tutuyordur fakat bulunamamıştır . Yay olduğu düşünülmektedir . Bu bronz heykel M.Ö.530 yılına tarihlendirilmiştir .

6- ) Bronz Athena Heykeli : Daha evvel bir kere görüp , nerede gördüğümü unuttuğum ve bir daha asla izine rastlayamadığım bronz Athena heykeline Pire Arkeoloji Müzesi’nde denk geldim . O anki mutluluğum ve şaşkınlığım kelimelerle ifade edilemez . Muhtemelen bir kartpostal da görmüşümdür . Tabii artık internette de karşılaşmak mümkün bu eserle .

Athena Pireaus 2mi3 Bronze

Bronz Athena heykeli M.Ö.4.yüzyılın sonlarına tarihlendirilmiştir . Tanrıça bu heykelde Dor tarzı bir peplos giymiştir , başlığında kendisiyle simgeleşmiş baykuşlar görülmektedir . Heykelin göğsünde Medusa kafası gösterilmiştir .

Athena Bronze Pireaus 2mi3

Heykelin gözleri ve el uzatışı o kadar inandırıcıdır ki , insan sanki kendisinden birşey istendiğini düşünür .

Pire Arkeoloji Müzesi daha bir çok önemli eseri bulundurmaktadır . Athena ve Apollon’un yanısıra Artemis’e ait bronz heykel de mevcuttur .

Müze gezimize bir iki gün ara verdikten sonra , listeme benim yazmaya utandığım fakat kuzenimin eklediği Delphoi’ye doğru yola çıktık . Burası Atina’dan arabayla yaklaşık 2-3 saatlik bir yol . İsteyemezdim açıkçası . Fakat gitmeseydim de içimde kalırdı . Bir çok görmek istediğim eserin yanısıra , o atmosferi yaşamak istiyordum .

Kitap aralarından yanıbaşlarına doğru giderken önce hangisini görmek istediğimi sıralayamıyordum . Ben düşünürken Kouros’lar karşıladı beni Delphoi Arkeoloji Müzesi’nde.

7- ) Kouros , Kleobis and Biton Heykelleri : Yunan Tarihi’yle ilgilenmeye başlayınca karşıma çıkmıştı bu iki kardeş . Kleobis ve Biton ; annelerini Hera Tapınağı’na götürmek üzere bir taht üzerinde yaklaşık 8 km boyunca taşıyan bu iki kardeşe Tanrıça’dan tanrılara layık birer ödül istenir …Tanrıça Hera ikisini de tapınak içerisinde uykularında öldürür , bu verilmiş en güzel en huzurlu ölümdür… Herodotos ‘Historai’ isimli eserinde , birinci kitapta Kroisos’u anlatırken bahseder bu iki kardeşten . ‘ Argoslular onların heykellerini yaptırdılar , üstün ve yüce kişiler sayarak Delphoi’ye sundular ‘ (Herodotos Kitap 1 , Bölüm 31 )

Kleobis Biton 2mi3 Delphoi

Bu iki kardeşin heykelleri 1893-1894 yıllarında bölgede yapılan kazılarda bulunmuştur . Açıkçası Herodotos’un anlattığı ,Delphoi’ye bağışlanan heykeller bunlar mıdır , bilemiyoruz . Henüz ortada tam bir kanıt yoktur .

Kouros 2mi3 first discovery

Yukarıdaki fotoğrafta bu heykellerin ilk bulunuşları görülmektedir . Nasıl bir heyecan kimbilir ? Umarım bir gün yaşayabilirim .

8- ) Naxosluların Sphinx Heykeli : Kadın suratlı , aslan vücutlu , kuş gibi bir göğsü ve kanatları olan varlık Sphinx …Oedipus Trajedisi’nde karşımıza çıkar bu yaratık . Bir kolon üstüne oturmuş gelen geçene şu soruyu sorar : Önce 4 bacaklı ,sonra 2 bacaklı ve en sonunda 3 bacaklı olan yaratık hangisidir ?

Yanlış cevap verenleri öldürür , soruyu sadece Oedipus doğru yanıtlar . Cevabı insandır bu bilmecenin . İnsan doğunca emekler , gençlik yıllarında iki ayağı üzerinde durabilmektedir . Yaşlanınca ise bir bastona ihtiyaç duyar .

Sphinx heykelini birçok yerde görmek mümkündür . Ama Delphoi’dekinin yeri bir başkadır . Bu heykel döneminde  yaklaşık 12 metre uzunluğunda ION başlıklı bir sütun üstünde oturmaktadır.

Sphinx Delphoi 2mi3

Naxosluların Sphinx heykeli M.Ö.560 yılına tarihlendirilmiştir . Delphoi’ye yapılan bağışlardan biridir . Delphoi Kehanet Merkezi , Antik Yunan Tarihi’nde büyük bir öneme sahiptir . Burası Tanrı Apollon’un yaşamış olduğu , yılan Python’u yendiği yerdir . Delphoi , bütün Yunan şehir devletlerinin hazinesini bağışlayıp sakladığı ,  savaşlardan muaf tutulan kutsal bir merkezdir .

9- ) Delphoi Arabacı Heykeli , Charioteer of Delphoi : Sadece Delphoi değil Yunanistan dediğimizde akla gelen eserlerden biri Arabacı heykeli . Bu heykel ile ilk hangi kitapta karşılaştım bilmiyorum , bugün hangi Yunan Sanat kitabına , hangi Yunanistan rehber kitabına el atsanız mutlaka karşılaşacağınız bir eserdir . Tıpkı ilk sırada Poseidon heykelinden bahsettiğimiz gibi ‘Severe Stili’nin en mükemmel örneklerinden biridir .Pythian oyunları sırasında  araba yarışlarında birinci gelmiş arabacının kendisini ve atlarını tanıttığı bir bronz heykel grubunun parçasıdır .

Charioteer 2mi3 Delphoi

Delphoi’e bulunan arabacı heykeli M.Ö.470 yılına tarihlendirilmiştir. Heykelin boyu yaklaşık 1.80 m’dir .

Charioteer 2mi3 Delphoi Head

Delphoi gibi bir antik kentin müzesinden 3 tane eserle söz etmek tabii ki çok yetersiz . Delphoi ziyaretimle ilgili detaylı bir yazı üzerinde çalışmaktayım . Neyse , Delphoi’den sonra Atina’ya döndüğümüzde birkaç gün tek başıma gezdim . ‘Cycladic Art Museum’ u , Kiklad eserlerini sergileyen ve Yunanistan’ın en önemli müzelerinden biri sayılan mekanı gezmek istiyordum . 2011 Mayıs ayı içerisinde İstanbul’da Sabancı Müzesi’nde de buradan eserler sergilenecektir .

10- ) Kiklad Adaları’ndan Kadın Heykeli : Gerçeği söylemek gerekirse Kikladlar ile geç tanıştım . Görüyordum kitaplarda , kartpostallarda ama ilgimi çekmiyordu . Heyecan uyandırmıyordu ben de . Taa ki eserlerin M.Ö.2800-2300 yılları arasında yapıldığını öğrenene kadar .

Kiklad Adaları’nda Erken Tunç Çağı’nda yaşamış halkın gizemi hala çözülememiştir . Yapılan kazılarda kadın tanrıça heykelleri bulunmuştur . Kikladlar’ın göç döneminde Anadolu’dan geldikleri de düşünülmektedir .

Cycladic Art 2mi3 Athens

Fotoğrafta görmüş olduğunuz heykel alışık olunan Kiklad heykellerinin aksine 1.40 m uzunluğundadır . M.Ö.2800-2300 arasına tarihlendirilmiştir . Bu heykelin bir büyüğü 1.49 m olup Arkeoloji Müzesi’nde sergilenmektedir . Kiklad heykelleri genelde daha küçük boylardadır . Fakat bu heykellerin muntazamlığı , o dönemde nasıl bir teknoloji ile yapıldıklarını sorgulamak ,  ister istemez Daniken’in sorularını oluşturuyor kafamda .

2011 Nisan ayında Atina’ya yaptığım gezi sonrası , kitap aralarında görüp de yanıbaşlarına kadar gidebildiğim eserlerden birkaç tanesini sıraladım sizlere . Sadece 10 tane esere mi ulaşabildim , tabii ki hayır …Antik Yunan ve Roma Kültürü satırlara kolay kolay sığdırılabilecek , sular seller gibi ezbere bilinebilecek bir kültür değil . Geniş ve kapsamlı araştırma gerektiren ve ilgilenenlerinin devamlı tekrar etmesi gereken bir kültür .

Bütün tarih ve arkeoloji sevenlerin kitap aralarından eserlerin yanıbaşlarına gidebilmeleri dileğiyle …..

Yazan : Dimitri Daravanoğlu

Kaynakça :

1- )  Mavromataki M. , Greek Mythology and Religion , English Edition , HAİTALİS , Athens 1997

2- ) Herodotos , Tarih , Çev.Müntekim Ökmen ,Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları , İstanbul 5.Basım  2008

3- )  Kokoris D. , Delphi The Archaelogical Site and Museum , English Edition , HAİTALİS , Athens 2008 

4- ) http://www.namuseum.gr/index-en.html

Advertisements