6 ay ortalarda yoktum . Önce bir 15 gün Amasya’da , ardından geri kalan sürede Malatya’da kaldım . Keyfi değil tabii , askerlik vazifesinden dolayı… Askere gitmeden yazmıştım buraya gene , gideceğim yerde tarihi yerleri gezeceğim , döndüğüm zaman paylaşacağım diye . Anlatmaya başlayayım ufak ufak .

İlk 15 gün Amasya’da olmama rağmen , Amasya’yı sadece ilkgün teslim olana kadar gezebildim . Amasya Kral Mezarları’nı gördün mü diye soracak olursanız , zaten şehrin ortasındaki tepenin üstüne kazılı oldukları için görmemenin imkansız olduğunu söyleyebilirim . Acemilik diye tabir edilen dönemde hiç dışarı çıkılmadığı için Amasya hakkında detaya giremeyeceğim .

27 Ağustos 2011 günü akşam saatlerinde Malatya’ya ulaştım . Birgün yol iznimin vermiş olduğu imkanla ,bir akşam burada kaldım . Tabii bu süre zarfında Malatya’da nereler gezilebilir diye ufak ufak araştırmalar yapıyordum . Hayallerimden biri olan Nemrut Dağı’na bu kadar yakın olup bir o kadar da uzak olmak açıkçası koymuştu . Enteresandır ki Adıyaman diye bildiğimiz Nemrut Dağı’nı Malatya’da da çok sahipleniyorlar. İki il arasında kalıyormuş meğer , pek paylaşılamıyor anladığım kadarıyla . Nemrut Dağı’nı gözden çıkardıktan sonra başka yerlere odaklandım. Arslantepe Höyüğü , BattalGazi görmem gereken yerler arasındaydı , üstelik bu kadar içlerindeyken . Ama tabii askerlik bu ; bir çarşı izniniz var sabahtan akşama kadar . Yok güzel kahvaltı edelim , yok internet cafeye gidelim , hadi öğle yemeği derken bitiveriyordu . Neyseki Arkeoloji Müzesi gayet şehir içindeydi .

Arkeoloji Müzesi’ne ilk kez beni teee Malatyalar’a kadar ziyarete gelen Yesimminn ile birlikte gittik . Küçük bir müze olmasına rağmen içerisinde heyecan verici eserler bulunmaktaydı .Arslantepe’den çıkarılan mühürler , çivi yazıları , mozaikler , mezar . Bu kadar adı geçmişken Arslantepe Höyüğü’nü anlatmaya başlayayım . Bu höyük M.Ö.5000 yıllarından M.Ö.712 yılına kadar aktif bir şehir olarak varlığı sürdüren , İtalyan Arkeolog Prof.Dr.Marcella Frangipane’nin deyimiyle Anadolu’daki ilk medeniyettir . Gene Frangipane’nin iddia ettiği üzere bilinen ilk medeniyet Mezopotamya’da değil Anadolu’dadır .

Malatya Muze Muhurler

Malatya Arkeoloji Müzesi – Arslantepe Mühürleri  

M.Ö.1200 yıllarında Doğu Anadolu Geç Hitit Başkenti olan Arslantepe Höyüğü , M.Ö.712 yılında Asur Kralı II. Sargon tarafından yıkılmıştır . Asur Kralı Sargon’un ‘ Hatti ‘ ülkesine yaptığı seferi anlatan çivi yazısı Malatya Arkeoloji Müzesi’nde sergilenmektedir .

Sargon Asur Civi

Malatya Arkeoloji Müzesi – Asur Kralı II.Sargon’un Seferi

Malatya Arkeoloji Müzesi’nde Arslantepe Höyüğü’nün Hitit Dönemi’ne ait kabartmalar da sergilenmektedir. Arkeolog arkadaşlar bana kızacaklar belki ama , bu kabartmalara bakıp da Erich Von Danieken’i anmamak ayıp olurdu . Özellikle asker arkadaşım Önder ile her gece Danieken ve tarihin gizemleri üzerine konuştuktan sonra . ‘ Bu adamlar niye kanatlı …..dı dın dın dı dınn.. (Terminatör Müziği ) ‘  🙂

Malatya Muze Hitit Kabartmalar 2mi3

 Malatya Arkeoloji Müzesi – Hitit Kabartmaları

Arslantepe Höyüğü , daha sonraki zamanlarda Romalılar’a ev sahipliği yapmış ve ondan sonraki Bizans Dönemi’nde ise nekropol (mezarlık) olarak kullanılmıştır . Arkeoloji Müzesi’nde gene bu dönemlere ait mozaikler , paralar , ağırlık birimleri ve takılar gibi birçok eser sergilenmektedir.

Malatya Muzesi Kılıc

Malatya Arkeoloji Müzesi – Arslantepe Höyüğü Kılıçları 

Arkeoloji Müzesi’ni gezdikten sonra Arslantepe Höyüğü’nü yerinde görme heyecanı sardı içimi . Bir iki arkadaşımla gitmeyi düşündük fakat yazımın başında da belirttiğim gibi çarşı saatlerimiz pek elvermiyordu . Neyseki ben şanslıydım . Ailem ve Yesimminn beni evci iznine çıkarmak üzere bir kere daha Malatya’ya gelmişlerdi.

Hem sevdiklerimi görecek olmak hem de Malatya’da merak ettiğim yerlere gidecek olmamın verdiği sevinçle evci iznine çıktım . Cumartesi günüydü , programımız belliydi : Arslantepe ve BattalGazi …

Yaklaştıkça içimi heyecan kaplıyordu . Uzakten bir tepecik olarak gözükmeye başlamıştı höyük . Kapısına geldiğimizde girişte iki arslan heykeli ve dev bir kral heykeli bizi karşıladı . Bu heykeller tabii orjinal değildiler . Orjinalleri Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nde sergilenmektedir . Bu yaşıma rağmen hala gidemediğim için kendimden utandığım Müze’de…:) Bu heykeller 1930’lu yıllarda Fransız Arkeologlar tarafından yapılmış kazılarda bulunmuştur. Aynı dönemde yapılan kazılarda gene Geç-Hitit Sarayı kalıntılarına ulaşılmıştır .

Arslantepe Giris Lions

Arslantepe Höyüğü – Giriş 

1961’ten günümüze kadar İtalyan Arkeologlar’ın çalıştığı Arslantepe Höyüğü’nde M.Ö.3300-3000 yıllarına tarihlenmiş kerpiç saray , M.Ö.3600-3500 yıllarına tarihlenmiş bir tapınak bulunmuştur. Arslantepe Höyüğü’nde kazılar devam etmektedir.

Arslantepe Hoyuk 1 Temple

Arslantepe Höyüğü – Saray ve Tapınağa Doğru

Yukarıda görmüş olduğunuz fotoğrafla birlikte Arslantepe Höyüğü kalıntılarına girmiş bulunmaktayız . Bu fotoğraftaki kalıntılardan içerisinin oda oda olduğu anlaşılmaktadır . Bu odalar döneminde kiler , mutfak , hazine olarak kullanılmıştır . Yapılan kazılarda mühürlerin bir kısmı bu odalardan çıkmıştır .  Prof.Dr.Frangipane’nin , Arslantepe Höyüğü kazılarından çıkardığı sonuç buranın çok önemli bir kompleks olduğu yönünde . Burada bulunan kılıcın ,Alacahöyük’te bulunan kılıçtan daha eski olduğu iddia edilmektedir. Ayrıca metal işleme konusunda burada yaşayanların büyük bir metal işleme teknolojisine sahip olduklarını söylenmektedir. Frangipane’nin , Arslantepe için Mezopotamya’dan da önce kurulduğunu söylemesine rağmen , Malatya Müze Müdürü Selahattin Aksu , Frangipane’nin yanlış anlaşıldığını , kendisinin Arslantepe’nin ilk değil ilklerden olduğunu söylemeye çalıştığını belirtmiştir . Bu konuya açıklığı ilerleyen kazılar gösterecektir.

Arslantepe Hoyuk 2 Saray

Arslantepe Höyüğü – Saray Tapınakları 

Arslantepe Höyüğü’nde insanı heyecanlandıran bir başka eser de duvar boyamaları . Açıkçası Arkeoloji Müzesi’nde rekonstrüksiyonunu görmek bile insanı heyecanlandırırken , orjinalini yakından görmenin yarattığı his anlatılamaz . Bu duvar boyamalarından en önemli ikisi bir tahtın iki yanına çizilmiş figürler .

Arslantepe Hoyuk 3 Duvar Boyama

Arslantepe Höyüğü – Taht ve Duvar Çizimleri

Frangipane duvar resimleriyle ilgili olarak şöyle diyor : Çatalhöyük’te de duvar resmi var . Ancak Arslantepe’deki duvar resmi burada , yerinde kalıyor , yerinde korunuyor .

Arslantepe Hoyuk Duvar 2Mİ3

Arslantepe Hoyuk Duva Rek. 2Mİ3

Arslantepe Höyüğü’nün ilk medeniyeti olup olmadığı belki kesinlik kazanmamıştır fakat 7000 yaşında olduğu bilinen bir gerçektir. Ve Anadolu topraklarında 7000 yıllık bir kompleksi gezip , sahip çıkabiliyorsak ne mutlu bize …

Gelelim Arslantepe Höyüğü’nün korunurluğuna ve bir açık hava müzesi olarak değerlendirilmesine . Ne yalan söyliyeyim , bu kadar mükemmel olacağını düşünmüyordum . Kalıntıların üstünde sprey boya ile yazılmış yazılar bekliyordum . Daha evvel görmediğimiz şeyler değil  bu yazılar neticede . Ege ve Akdeniz Bölgesi’nde bütün açıkhava müzesi tadında olan ören yerlerinde bir tahrip görmek gayet mümkündür. Arslantepe Höyüğü’nün gezi düzeni , merdivenleri , cam çatı korumaları hakikaten mükemmel.Bu cam basamaklar ve yollar ile daha altta bulunan yapıları görmek de mümkün kılınmış . Aşağıdaki fotoğrafta da görülebileceği üzere , korunaklı bölümlendirmeler rahatsızlık vermeyecek şekilde yerleştirilmiş ve çalışma yapılan bölümler perdeler ile ayrılmıştır. Bu bakımdan Arslantepe Höyüğü’nü gördüğüm en iyi açıkhava müzeleri içerisinde ilk 5’e koyuyorum.

Arslantepe Hoyuk Bolumlendirme

Arslantepe Höyüğü ile söylenebilecekler tabii ki bu kadar değil . Umarım gün geçtikçe yapılan kazılarla buranın yaşı kat kat artar ve olduğundan daha önemli bir tarih kazanır ve önemli bir turizm merkezi olur . Ne yalan söyliyeyim , biz arkeoloji sevenler için sadece Arslantepe Höyüğü , Malatya’yı görülesi kılıyor .

Arslantepe Ev Rekonstruksiyon

Yukarıdaki fotoğrafta , M.Ö.2900-2800 yıllarında Arslantepe’deki evlerden birinin rekonstrüksiyonu görülmektedir. Açıkçası evin mimarisi , odaları ,avlusu günümüzdekileri kıskandıracak şekilde ( en azından bana göre ) …

Arslantepe Giris Kral 2mi3 aile

Arslantepe Höyüğü – Kral , 2mi3 ve Ailesi 

Arslantepe Höyüğü’nün içinde bulunduğu Orduzu’ndan ayrıldıktan sonra Battalgazi’ye doğru yol almaya başladık . Battalgazi , Malatya’nın en büyük ilçesi olup , Anadolu Selçuklu Devleti ve Osmanlı İmparatorluğu Dönemi’nden mimari eserler barındırmaktadır . Ulu Camii , Kervansaray , Kanlı Kümbet ,Ak Minare bu yapıların sadece bir kaçıdır .Battalgazi , Anadolu’nun Türk-İslam medeniyetine geçmesinde bir üs olmuştur .

Malatya’da birkaç gidip gezdiğimiz başka bir yer ise Gündüzbey …Gündüzbey çok tatlı bir kasaba. Gerek eski Malatya Evleri , köy kıraathaneleri ile kafa dinlemek için ideal bir yer . Özellikle ‘Su Sesi’ diye bir mekan var ki , her Malatya’da askerlik yapana orada bir kere kahvaltı yapmasını öneririm .

İyisiyle kötüsüyle , rahat bir şekilde askerlik görevimi Malatya’da gerçekleştirdim . Askere gelmeden evvel istediğim gibi görülesi yerleri de gezdim . Açıkçası burada askerlik yapan bazı arkadaşlar gibi ‘Bir daha hayatta gitmem ‘ demiyorum . Aksine Nemrut’a gidersem birgün Malatya’ya kesin uğrayacağım. Bu arada belirtmeden geçemeyeceğim Malatya’nın kayısısı hakikaten mükemmel ve çok ucuz. İstanbul’da kilosunu 25 TL’ye aldığımız kuru kayısının orada yüzüne bakmazsınız 🙂 Doğu’da görev yapması gereken öğretmen ve asker arkadaşlarıma Malatya’yı gönül rahatlığıyla tavsiye edebilirim .

‘Malatya , Malatya …Bulunmaz Eşin….’

Yazan : Dimitri Daravanoğlu

Fotoğraflar : Yesimminn ve Dimitri Daravanoglu

Kaynakça :

1- ) Kültür ve Turizm Bakanlığı , Malatya Rehber Kitapçığı

2- ) http://www.hurriyet.com.tr/kultur-sanat/haber/15695970.asp

3- ) http://wowturkey.com/forum/viewtopic.php?t=88387

Advertisements