Beni 2mi3.com’dan takip edenler sadece Avrupa ile ilgilendiğimi düşünmüş olabilirler. Oysa yakından tanıyanlar Uzakdoğu sevdamı iyi bilirler.

Artık çocukken izlediğim çizgi filmlerden midir, yoksa kanımda mı var bilmiyorum ama küçük yaşlardan beri Uzakdoğu’ya karşı aşırı bir ilgim var. He sanmayın ki bu ilgi, tıpkı Yunanistan ve İtalya merakım gibi Tarih ve Mitoloji içeriyor. Hatta gerçekçi olmak gerekirse Uzakdoğu ile ilgili olarak pek bilgi birikimim yok. Fakat bilinmeyenin çekiciliği işte, adeta başka bir gezegen gibi gelmiştir Uzakdoğu. En kısa zamanda inançları ve mitolojileri ile ilgili araştırmalara başlayacağım.

Tabii Uzakdoğu’ya gitmek için ya iyi bir maddi birikim ya da sizi gönderecek bir şirket gerekiyor. Şu an Aydınlatma sektöründe çalışıyorum ve LED dediğimizde akla ilk önce Çin geliyor. Çin’e gitmedim ama gene Çin’den ayrılmış bir ada ülkesi Tayvan’a gönderildim. Kısa bir turdu ve rüya gibi geçti 🙂

İş seyahatlarinde fazla gezemezsiniz, gün içerisinde toplantılar, ziyaretler gerçekleşir, size de sadece akşamlar kalır. Uyumaktansa gezmeyi tercih ettim tabii ki.

2012 Kasım sonu Aralık başıydı. Hong Kong aktarmalı 18 saat bir uçuşun ardından Taipei’ye indik. Taksi’ye bindikten sonra çevremde görüp anladığım tek simgenin rakamlar olduğunu farkettim. Tabelalar, reklamlar hep Çince. Kimbilir neler anlatıyor fakat ben sadece çizgiler görüyorum. İnsanlar pek İngilizce bilmiyor. İşaretlerle anlaşıyoruz. Otele varır varmaz odama yerleşmeden sokağa çıktım. Büyük bir kayboluş… Sağa gidiyorum kaybolmaktan çekiniyorum, sola gidiyorum aynı şekilde. En sonunda tepesi sisler içinde Taipei 101 binasını gördüm. Tıpkı Atina’da Acropolis’e yaptığım muamele gibi, 101’i merkez seçtim kendime. Kayboldukça ona yöneliyordum. En sonunda otele dönme kararı aldım. Sabah uyandığımda Türkiye’de gece yarısı olduğunu bilmek çok enteresan geldi. Farklı bir kahvaltı sonrası ilk toplantılara girdik çıktık. Toplantı aralarında gezilecek, görülecek yerler öğrenildi. ‘Night Bazaar’ mutlaka görmemiz gerekirmiş.

2mi3 Taiwan Taipei 101

2mi3 Taiwan Taipei 101

Akşam oldu yürümeye başladık ‘Night Bazaar’a. İlk bakışta Çin Lokantası zannettiğim bir yerin önünde durdum daha sonra dikkatle baktığımda anladım ki burası en çok merak ettiğim şeylerden biri. Bir Tapınak. Kapısında tütsüler yanıyor, sepet sepet adaklar sunuluyor. Her önünden geçen saygı ile önünde eğiliyor. Büyülendim. İçeri girdim ve orda bir bayan bana sadece bir dilekte bulunmamı söyledi. Diledim dileğimi,  tütsümü yaktım.

Taiwan Taipei Temple 2mi3

Taiwan Taipei Temple 2mi3

Tapınak’tan çıktıktan sonra, az ilerisinde ‘Night Bazaar’ ın girişine geldik. Upuzun ve dar bir sokak. Sağlı sollu ve ortada tezgahlar. Farklı yiyecekler, süs eşyaları, oyuncakçılar,kıyafetçiler. Açıkçası oyuncaklara bakınca aklıma ilk önce Tahtakale geldi. Ne de olsa Tahtakale’deki oyuncakların %95i Tayvan’dan geliyor. Pek ilgilenmedim dükkanlarla. Sokak satıcılarına yöneldim. Yemekten çekinmediğim, ama İngilizce bilinmediğinden dolayı nasıl yendiğini soramadığım yiyecekler gördüm. Tavuk ayakları, ibikler. Hani yiyeni de görmedim, orada pişiyor fakat bir örnek yok önümde.

Taiwan Taipei Bazaar Fast Food 2mi3

Taiwan Taipei Bazaar Fast Food 2mi3

Izgara kalamar almaya karar verdim. Şiş üzerinde bütün olarak vereceğini ummuştum satıcının fakat alıp küçük küçük kestikten sonra acı sos ile karıştırıp kağıt torbaya koydu. İki tane de çubuk verdi elime 🙂 Neyseki tecrübeliyim çubuk konusunda, yolda yürüyüp yerken pek zorlanmadım. O akşam otele döndükten sonra dayanamayıp tekrar çıktım sokağa. Eh nasıl olsa öğrenmiştim artık sokakları biraz daha keşfetmekte fayda vardı. Ayak masajı yapan dükkanlar gördüm, giresim geldi ama dedim ‘Hadi 2mi3 boşver’. Fakat birşeyler daha denemeliydim. Hot Pot, olabilirdi deneyebileceğim yiyecek.

2mi3 Taiwan Taipei Night Bazaar Calamary

2mi3 Taiwan Taipei Night Bazaar Calamary

Ertesi sabah, akşamında geri döneceğimi bilmemin verdiği hüzün ile Taipei 101’e girdik. Dünya’nın en yüksek yapılarından biri, mimarisi de gayet hoş. İstanbul’da tanesini 15 TL’ye sattıkları Bambular burada her yerde.

Taipei 1o1’de mercan işleyen bir mağaza bulduk. Mağazanın yarısı müze diğer yarısı ise satış kısmı gibiydi.Hemen aşağıdaki fotoğrafta mercan işçiliğine dair mükemmel bir örnek görebilirsiniz.

2mi3 Taiwan Taipei Coral Works

2mi3 Taiwan Taipei Coral Works

Akşam oldu Hong Kong aktarmalı uçağımızla 18 saatlik bir uçuş sonrası geri döndük. Okuduğunuz üzere, çok fazla detay yok bu yazımda. 2 gün hızlandırılmış tur gibi oldu, ama iyi de geldi açıkçası. Gördüklerim, yediklerim kar kaldı anlayacağınız 🙂

Eh O’nları anmadan da dönmek olmazdı 🙂

2mi3 Taiwan Taipei Memorial

2mi3 Taiwan Taipei Memorial

28 Aralık-01 Ocak: Atina’da Yılbaşı, Schliemann’ın izinde

2012 yılı çok farklı geçti benim için. Askerlik bitti Malatya’dan İstanbul’a geldim. Tüplü Dalış’a başladım, Saros, Datça, Kaş, Kıbrıs’a gittim. Sayısını hatırlamadığım kere iş nedeniyle Ankara,Antalya,İzmir’e gittim. Ardından Dubrovnik ve Taiwan. Leyleği havada gördüm sanırım. Eh sene sonunu da Atina’da kapatalım dedik. Ailemin ısrarları sonucu 28 Aralık akşamı 15 saatlik bir araba yolculuğu ile Atina’ya gittik.

Atina’ya geldiğimde, sanki geçen sene hiç geri dönmemişim gibi hissettim. Sokaklar, mağazalar değişen hiçbir şey yok. Acropolis tüm haşmetiyle yerinde. Zeus Tapınağı, Hephaestos Tapınağı. Aman aman kıyamete kadar kalsınlar yerlerinde zaten.

Daha evvel gitmediğim bir yere gitmek istedim bu sefer. Biliyordum, arkeolog (kimilerine göre hazine avcısı) Heinrich Schliemann’ın mezarı Atina’daydı. Schliemann… Kim ne derse desin saygı duymamak imkansız. Rivayete göre sadece İLYADA Destanı’nı okuyup Truva’yı bulmuş. Ayrıca Mycenae ve ünlü Agamemnon’un Maskesi’ni ortaya çıkaran diplomasız arkeolog. Biraz egomanyak olduğunu düşünüyordum açıkçası kendisinin. Truva’da bulduğu altın takıları eşi Sophia’ya takıp fotoğrafını çekmesi bu önyargıyı oluşturmuştu bende. Daha mezarlığı bulamadan dedim kendi kendime :  ‘Kesin tapınak şeklindedir mezarı, hatta yüksektir. Büyük ihtimal Acropolis’i de görüyordur’ .

2mi3 Tomb of Heinrich Schliemann Athens

2mi3 Tomb of Heinrich Schliemann Athens

Atina’nın ilk mezarlığı olarak geçiyor gittiğim yer. Anapafseos diye bir yerde. İçerisine girdiğimde şaşırdım. Erkekler papyonlu takım elbiselerle, kadınlar siyah ama şık kıyafetlerle mezarlıkta geziyorlar. Meğer bu mezarlık Atina soylularının da mezarlığıymış. Eski devlet büyüklerinin yanısıra, sanatçılar, din adamları hep burada gömülü. Fakat mezarlık demeye bin şahit ister. Heykel sergisi adeta.

2mi3 Tomb of Heinrich Schliemann Athens - Front-

2mi3 Tomb of Heinrich Schliemann Athens – Front-

Neyse, mezarlığa girer girmez farkettim Schliemann’ı. Yanıltmadı beni düşüncelerim. Küçük bir Parthenon yapmışlar mezarının üstüne. Çevresinde kabartmalar, bir kısmı Yunan Mitolojisi’nden bir kısmı ise kendi kazılarından.

2mi3 Tomb of Heinrich Schliemann Athens - A Side -

2mi3 Tomb of Heinrich Schliemann Athens – A Side –

Hemen alt kısımda Melina Mercouri’yi gördüm, saygıyla selamladım kendisini de.

Bu arada sonbaharda Acropolis bir başka güzel gözüküyor. Her gittiğimde aynı noktadan çektiğim aynı Acropolis fotoğrafını da paylaşmak isterim .

2mi3 Acropolis and Olympian Zeus Temple

2mi3 Acropolis and Olympian Zeus Temple

2012’de bahsetmediğim detaylardı bu geziler. Uzun süredir yazmadığımı bilen, yazmayı bıraktığımı düşünen arkadaşlar anlamıştır belki de pek zamanımın olmadığını. Umarım yazacak bol bol zamanım olur demek istiyorum fakat bu da ‘işsiz olmak’ anlamına geliyor benim için. Aman diyorum. Ama yazmayı da çok özlüyorum.

Umarım 2013’te bol gezmeli,işimi kaybetmeden bol yazılı geçer 🙂

Yazan : Dimitri Daravanoğlu

Fotoğraflar : Dimitri Daravanoglu

Advertisements