Malta…Akdeniz’in ortasında, Sicilya’nın hemen altında, küçük ölçekli bir haritada göremeyeceğiniz ama tarihte büyük öneme sahip bir takım ada, bir ülke. Taş Devri insanlarına, Romalılar’a, Araplar’a, Normanlar’a, St.John Şövalyeleri’ne, Fransızlar’a, İngilizler’e ev sahipliği yapmış olan bu 316 km²’lik ada, ayrıca Osmanlı Kuşatması’nı atlatmış ve yıllar sonra da İkinci Dünya Savaşı’na büyük direniş göstermiştir.

Gene bir yaz mevsimine doğru, nereye gidelim diye düşünürken, Malta’yı görmeye karar verdik. Beş günlük seyahat süresince adanın bir çok önemli doğal ve tarihi noktasına gittik. Hepsini tek bir yazıda yazmak, küçük bir kitap oluşturacağı için bölüm bölüm anlatmaya karar verdim.

Malta Notları’nın ilk bölümü  St.Paul ve St.Agatha Katakompları…

St.Paul Kimdir?

Birçok Hristiyan ülke kendisine koruyucu bir Aziz seçmiştir. Bu Azizler’in koruyuculuğuna ya gerçekleştirdikleri bir mucize ya da orada yaşamışlığına dair bir hikaye sonucu inanılmıştır. Daha evvel Dubrovnik ile ilgili yazımda bahsettiğim St.Blaise ya da İtalya’da St.Peter gibi. Malta’ya baktığımızda St.Paul’un etkisini görürüz. Sebebi ise St.Paul’un ada yakınlarında bir gemi kazası geçirmesi ve adada uzun süre bulunmasıdır. Peki kimdir St.Paul? M.S.5 yılında Tarsus’ta doğmuş, hem Yahudi hem Roma vatandaşı olan havarilerden (apostle) biridir. Fakat burada belirtmek gerekir ki, 12 havari gibi, doğrudan İsa’ya tanıklık etmemiş, İsa’nın çarmıha gerilip dirilmesinin ardından kendisine görünmesiyle Hristiyan olmuş bir azizdir. Yaşadığı dönemde, 12 Havariler’den James, Peter ve Barnabas ile tanışmış ve sonrasında misyonerlik doğrultusunda yolculuğuna başlamıştır. Kıbrıs’tan başlayıp, Anadolu’ya, Selanik ve Atina’ya yolculuklar yapmış ardından Roma’ya giderken Malta’da geçirdiği gemi kazası sonucu bir süre burada kalmıştır. Aşağıdaki fotoğrafta, St.Paul’un kaza geçirdiği adayı görebilirsiniz.

Malta - St.Paul Shipwreck Island - 2mi3

Malta – St.Paul Shipwreck Island – 2mi3

Ayrıca, Mdina’ya yakın Rabat şehrinde St.Paul’un kaza sonrası yaşadığına inanılan mağara, üzerine inşaa edilmiş bir kilise ile ziyarete açıktır. Dolayısıyla bugün Malta’da bir çok yerde, St.Paul adına yapılmış heykeller ve kiliseler bulunmaktadır.

Mdina-Rabat : Katakomplar’a doğru… :

Rabat’ta yer alan Katakomplar’a (Yeraltı Mezarları’na) doğru giderken yolunuz Mdina’dan geçecektir. Mdina, Malta’nın 1530 yılına kadar başkenti olmuş, surlarla çevrili ve hâlâ yaşayan güzel bir Ortaçağ Kenti. Buradan Rabat yaklaşık 5 dakikalık bir yürüme mesafesindedir. Buraya vardığınızda karşınıza bir meydan ve meydanda aşağıda fotoğrafını gördüğünüz kilise çıkmaktadır.

Rabat - Church - St.Pauls Grotto -2mi3

Rabat – St.Pauls Grotto – 2mi3

St.Paul’s Grotto adı verilen mağara, Aziz Paul’un yaklaşık 3 ay içinde yaşadığına inanılan, bugün Katolik camiasında kutsal sayılmakta olan bir yerdir. Yeraltı mezarları da bu bölgede bulunmaktadır. Bu mezarların büyüklüğü ve sayısı göz önüne alınırsa, Rabat’ın altının bir labirent gibi gezilebilir olduğu söylenebilir. Zaten İkinci Dünya Savaşı sırasında bu mezarlar sığınak olarak kullanılmış ve şehrin önemli antik eserleri buralarda gizlenmiştir. İkinci Dünya Savaşı sığınakları da ayrıca sergilenmektedir.

Katakomp (Yeraltı Mezarı) :

Rabat’taki yeraltı mezarlarından bahsetmeden evvel, katakomp (catacomb – yeraltı mezarı) kavramından bahsedelim. Katakomplar, dinsel amaçlı olarak, insanlar tarafından yeraltını (veya kayaları) oyarak yapılmış, uzun dehlizler ile birbirine bağlı mezarlardır. Tapınak olarak da kullanıldıkları görülmektedir. Katakomp olarak adlandırılan ilk yer, Roma’da Aziz Peter ve Aziz Paul’un de gömülü olduğuna inanılan Appia Yolu’ndadır. Daha sonraları bu kavram dünyaya yayılmıştır. Bugün Avusturya, Fransa, İngiltere, Ukrayna ve daha birçok ülkede katakomplar yer almakta ve görülebilmektedir.

Rabat’ta yer alan katakomplar, Roma Dönemi’nde kullanılmaya başlanmış olup Pagan, Yahudi ve Hristiyan mezarlarını da kapsamaktadır. Roma Dönemi’nde ölüleri şehir içine gömmek hijyenik kabul edilmediği için şehir dışına bu tarz mezarlıklar yapılmıştır.

St.Paul Yeraltı Mezarları :

St.Paul Yeraltı Mezarları, yaklaşık olarak 2166 m²’lik bir alan kaplamaktadır. Ana mezarlığa girmeden önce dışarıda, 4-5 ailelik mezarlık alanları mevcuttur. Bu mezarlar daha küçük olmasına rağmen bütün detayları taşıdığı için önemlidir.

St.Pauls Catacombs - Agape Table - 2mi3

St.Pauls Catacombs – Agape Table – 2mi3

Yukarıdaki fotoğrafta katakombun içerisinde yer alan bir odanın girişini görmektesiniz. Ortada görmüş olduğunuz yuvarlak alan masa olarak kullanılmaktadır ve ismi ‘Agape’ olarak geçmektedir. Agape, Yunanca ‘sevgi’ anlamına gelmektedir. Gerçekten de o dönem bir cenaze sonrası veya mezarlık ziyaretinde bu masalar, ölünün yakınları tarafından kullanılmış, üzerlerinde törensel yemekler ikram edilmiştir. Tıpkı bugün Hristiyan geleneklerinde koliva ya da lokum ikram edilmesi veya İslam geleneklerinde helva ya da akide şekeri dağıtılması gibi.

St.Paul yeraltı mezarlıkları, Agape örneklerini görebilmek için en ideal noktalardan biridir. Aynı katakomp içerisinde ilerleyince karşımıza bir doktorun veya bir doktor grubunun mezarı çıkmaktadır.

St.Pauls Catacombs - Doctors Grave - 2mi3

St.Pauls Catacombs – Doctors Grave – 2mi3

Yukarıdaki fotoğrafta görmüş olduğunuz, hemen sağ tarafa dayalı olan mermer blok mezarın kapısıdır ve üzerinde dönemin tıp aletleri işlenmiştir. Bu işlemelerden dolayı bu bölümün bir veya bir grup doktora ait olduğu düşünülmektedir.

St.Pauls Catacombs - Doctors Grave Door - 2mi3

St.Pauls Catacombs – Doctors Grave Door – 2mi3

Aynı katakomp içerisinde bir başka görülebilen alanda yeni bir Agape örneği ve kandil yerlerini görmekteyiz.

St.Pauls Catacombs - Agape Table - 2mi3

St.Pauls Catacombs – Agape Table – 2mi3

Ana mezarlığın dışında kalan bu alandan çıktıktan sonra, daha büyük alana yayılmış olan ve içi adeta bir labirent olan yeraltı mezarlarına giriş yapıyoruz. Bu kısımda gezilebilecek rota belirlenmiş olup, tüm mezarlığın çok küçük bir kısmını oluşturmaktadır. Fakat belirlenmiş bir rotaya rağmen, içerideki atmosfer ve karanlık insanı içten içe ürpertmektedir. Mezarlık içerisinde çocuk mezarlarının çokluğu dikkat çekicidir. Odalar aile mezarlıkları şeklindedir.

St.Paul's Catacomb Map

St.Paul’s Catacomb Map

Her ne kadar bazı turist rehberlerinde, St.Paul yer altı mezarlarının dinsel hoşgörünün olmadığı zamanlarda Hristiyanlar tarafından yapıldığı söylense de bu bölgede 24 mezarda, hiç bir ayrım olmadan Pagan, Yahudi ve Hristiyan mezarlarının yan yana olduğu gözlemlenmektedir. Bu mezarlar Araplar’ın Malta’ya egemen olduğu dönemde kullanılmamış olup ardından, 13.yüzyılda tekrardan kullanılmaya başlanmıştır.

St.Pauls Catacombs - Corridors - 2mi3

St.Pauls Catacombs – Corridors – 2mi3

Yukarıdaki fotoğrafta yeraltı mezarlarının aralarındaki koridorlardan bir örnek görmektesiniz. Koridorun her iki tarafında gene aile mezarları bulunmaktadır. Bu aile mezarlarına aşağıdaki fotoğraf örnek gösterilebilir.

St.Pauls Catacombs - Graves - 2mi3

St.Pauls Catacombs – Graves – 2mi3

Biraz sonra bahsedeceğim St.Agatha Katakombu’na göre, St.Paul Katakombu’nda duvar çizimleri maalesef daha az korunmuştur. Fakat bugün net olarak görülebilen bir duvar çizimi vardır ki, insanın içini ürpertmektedir. Bu çizimin, yeraltı mezarını kazan bir ustanın, ölen yakın bir dostu ya da bir aile üyesi için çizdiği yönünde bir söylenti mevcuttur.

St.Pauls Catacomb - Good Luck Painting - 2mi3

St.Pauls Catacomb – Good Luck Painting – 2mi3

Yukarıda görmüş olduğunuz bu çizimde, oturmuş vaziyette çalışan bir usta, hemen üzerinde bir umut sembolü olarak çizilmiş bir çapa ve onun da üzerinde Yunanca ‘ευτύχη’ yani ‘İyi Şanslar’ yazdığı görülmektedir. Çizen kişi usta mı, yakın bir dost mu bilemiyorum fakat, öbür tarafta ‘İyi Şanslar ‘ dilemesi ilgi çekicidir.

Yukarıdaki fotoğrafın, müze panosunda sergilenen net hali aşağıda gösterilmektedir.

St.Pauls Catacombs - Good Luck - 2mi3

St.Pauls Catacombs – Good Luck – 2mi3

 

St.Agatha Yeraltı Mezarları :

St.Paul Yeraltı Mezarları’nın 50 metre ilerisinde, bir kilisenin bahçesinde bulunan St.Agatha Yeraltı Mezarları yer almaktadır. Bu katakomp, diğer örneklerden daha küçük olmasına rağmen içerisinde günümüze net bir şekilde ulaşmış çizimlere ve fresklere ev sahipliği yapmaktadır. Bu fresklerin korunabilmesi için ziyaret sırasında fotoğraf çekimi yasaktır. Dolayısıyla bu kısımda yer altı mezarlarından göstereceğim fotoğraflar internet üzerinden bulduklarım olacaktır.

St.Agatha Kimdir ?

St.Agatha, M.S. 231 yılında, Sicilya’da doğmuş bir azizedir. Kendisi ilk Hristiyanlar’dandır. Hayatını rahibe olarak sürdürmek isteyen St.Agatha’ya aşık olan Sicilya Valisi Quintianius’un evlenmek amacıyla kendisini rahatsız etmesi ve İmparator Decius’un zulmü, azizeyi Malta’ya kaçmaya yöneltmiştir. Bir süre Mdina’da yaşayan St.Agahta’nın,  mezarlığın olduğu noktaya sık sık dua etmeye geldiği söylenmektedir. Sicilya’ya geri dönen azize, 5 Şubat 251 yılında işkence ile öldürülmüştür. Daha sonra Maltalılar, azizenin dua ettiği noktaya bir yer altı şapeli ve mezarlığı yapmışlardır.

St.Agatha - Sebastiano del Piombo

St.Agatha – Sebastiano del Piombo

St.Agatha, göğüsleri kesilerek işkenceye maruz kalmıştır. Dolayısıyla, St.Agatha ile ilgili ikona ve heykellerde bu detay ön plana çıkarılmaktadır.

St.Agatha's Catacombs - Church and Stairs - 2mi3

St.Agatha’s Catacombs – Church and Stairs – 2mi3

 

St.Agatha Katakombu :

St.Agatha Katakombu’na girişler, gruplar halinde yapılmaktadır. Bizden önceki grubun çıkmasını Müze kısmında bekledik. Ardından bizi çağıran anons geldi. Merdivenlerden yer altına inildiğinde karşınıza bir şapel çıkmaktadır. Duvarlarda çizili olan freskler heyecan vericidir. İlk freskler 1200’lü yıllarda çizilmiştir. Ardından 1480 yılında 29 adet fresk daha çizilmiştir. Önemli freskler arasında, St.Paul, St.Agatha ve Meryem Ana yeralmaktadır. Benim dikkatimi çeken fresk  St.Blaise’e (Aziz Vlaho) aitti. Kendisi daha evvel de bahsettiğim gibi, Anadolu kökenli ve Dubrovnik’in koruyucu azizidir. Benim gözlemlediğim bu fresklerin ortak noktası, hepsinin Ortodoks stilinde çizilmiş olmasıdır.

St.Agatha's Catacombs - Frescoes

St.Agatha’s Catacombs – Frescoes

Yukarıda görülen heykel orijinal değildir. 1666 yılında, kaymaktaşından yapılmış olan orijinal St.Agatha heykeli bir dönem burada durmuş fakat ardından müzeye kaldırılmıştır. Aşağıda orijinal heykeli görebilirsiniz.

St.Agatha'S Catacombs - Statue of St.Agatha - 2mi3

St.Agatha’s Catacombs – Statue of St.Agatha – 2mi3

St.Agatha Yeraltı Mezarları’nda ziyarete açık belirlenmiş rota diğerlerine göre daha kısadır. Fakat bu rota üzerinde mezar içlerinde iskeletleri görmek mümkündür. Burada birçok farklı çeşitte mezar görülebilmektedir. Loculi adı verilen bebekler için yapılmış mezarlar, Acrosolium adı verilen yetişkin mezarları ve tıpkı St.Paul Katakombu’nda olduğu gibi kanopi, pencere tipi mezarlar bulunmaktadır.

St.Agatha's Catacombs - Map

St.Agatha’s Catacombs – Map

St.Agatha Katakombu’nda bir mezarın yanında, Leonia isminde bir kadının öldüğü bilgisi tarihi ile birlikte verilmiştir. Öte yandan rotanın sonunda yer alan mezarda bulunan çizim görülmeye değerdir.

St.Agatha's Catacombs - Frescoe of Shell and Doves

St.Agatha’s Catacombs – Frescoe of Shell and Doves

Bu çizimde, bir deniz kabuğu içerisinde iki güvercin resmedilmiştir. Deniz kabuğu Cennet’i, güvercinler ruhları, çiçekler sonsuz yaşamı simgelemektedir. Altta bulunan haçın üzerindeki C ve R harfleri İsa’yı temsil etmektedir. Ayrıca haçın iki tarafında Yunanca, Alpha ve Omega harfleri bulunmaktadır ki bu da Hristiyanlık’ta İsa’nın yaşamın başlangıcı ve sonu olduğu inanışından ötürü gelen bir simgedir.

St.Agatha Katakombu’nda fotoğraf çekemediğim için, ilgilenenlere aşağıdaki bağlantıyı öneriririm.

http://stagathamalta.com/catacombs.html

Yeraltı mezarlarına inmeden beklediğimiz müze de görülmeye değerdir. Burada eski mezarlık kandillerinin, St.Agatha heykelinin yanısıra, başka medeniyetlerden de eserler sergilenmesi ilgi çekicidir. Antik Mısır heykelcikleri, Tanrı Shiva heykelciği, hatta İkinci Dünya Savaşı’ndan kalma bir mermi burada gösterilmektedir.

St.Agatha Catacombs - Candles - 2mi3

St.Agatha Catacombs – Candles – 2mi3

Malta notlarımda bu bölümün sonuna gelirken; teknolojinin henüz gelişmediği bir dönemde, sadece insan gücü kullanılarak, yeraltındaki kayaların oyulması ile oluşturulan bir yerde 1700 yıl sonra dolaşmanın heyecan verici olduğunu söyleyebilirim. Üstelik bu yapıyı, tıpkı antik bir tapınak gibi, kendi kutsal amaçları uğruna yapmış olmaları, o mistik enerjiyi hâlâ hissetirmektedir. Gömme teknikleri değişse de, yas tutma ve anma ritüellerinin aynı olması insani duyguların yıllarca değişmediğini bir kez daha göstermektedir.

Yazan : Dimitri Daravanoğlu

Fotoğraflar : Dimitri Daravanoğlu

 

Advertisements