Home

Selanik Notları : Geçmişten Günümüze Selanik, Vergina ve Meteora

Leave a comment

”…Είσαι το καμάρι της καρδιάς μου, Θεσσαλονίκη, όμορφη γλυκιά….”

”….Kalbimin gururu sensin, Selanik, güzel tatlı…”

Vasilis Tsitsanis

Selanik… İsmini şarkılara yazdırmış, birçok medeniyete ev sahipliği yapmış, bugün Yunanistan topraklarında olsa da, birçok farklı kültürü hala barındıran güzel şehir… Thermaikos Körfezi’ne kurulmuş, Antik Yunan, Roma, Bizans ve Osmanlı dönemlerini yaşamış, İkinci Dünya Savaşı’nda Naziler tarafından işgal edilmiş, Yunanistan’ın ikinci büyük şehri.

Daha evvel çok küçük yaşta ziyaret etmiş olmama rağmen, dün gibi hatırlıyordum Beyaz Kule’yi , Atatürk’ün Evi’ni… Bir kere daha ziyaret edilmesi, adım adım dolaşılması gerektiğini hissediyordum. Üstelik 9 gün zamanımız vardı bu şehri tanımak için, bugüne kadar hiçbir şehre ayıramadığımız kadar fazla bir zaman. Biletleri almıştık, fakat tatil günü yaklaştıkça bir tedirginlik çöküyordu üstümüze. Çünkü ne kitapçılarda bir Selanik Rehberi, ne de internette Selanik hakkında fazla bilgi vardı. Üstelik bulduğumuz gezi yazıları da Selanik’i hep günübirlik bir yer olarak gösteriyordu. Hiçbir şehrin günübirlik bir gezmeyle anlaşılamayacağına inanıyor olmak içimizi rahatlatıyordu bir yerde.

Programımızı yaptık, Selanik sokaklarını adım adım dolaşıp çevre bölgesinde görülebilecek her yere gidecektik : Meteora, Vergina, Veroia, Pella, Halkidiki… Antik Yunan, Roma, Bizans yer yer Osmanlı etkisinde bir gezi bizi bekliyordu.

 Thessaloniki, Selanik : 

Her ne kadar Selanik desek de, aslında gerçek adı Thessaloniki. İsmini Büyük İskender’in kız kardeşi Prenses Thessalonike’den almış. Prensese o dönem bu ismi vermişler çünkü babası II.Philip,  Crocus Meydan Savaşı’nda büyük bir zafer kazanmış ve kızına Yunanca ‘Thessalyliler’in Zaferi’ anlamına gelen ‘Thessaloniki’ ismini vererek bu anı yaşatmak istemiş.  Hazır Büyük İskender’in adı geçmişken belirtelim, kendisi Selanik’e yakın Pella şehrinde doğmuştur. Zaten bu bölgedeki tüm antik kentler ve arkeoloji müzesi, II.Philip, Büyük İskender ve Antik Makedon tarihini vurgulamaktadır. Pella Antik Kenti ve Vergina Kraliyet Mezarlığı Makedon Krallığı’ndan günümüze kalan önemli yerlerdir. Özellikle Vergina Kraliyet Mezarlığı, Makedonlar’ın kültürü ve dönemlerinin silahları ve eşyaları hakkında tatmin edici bilgiler vermektedir.

Leukos Pyrgos, Thessaloniki - 2mi3

Leukos Pyrgos, Thessaloniki – 2mi3

Makedon Krallığı’nın çöküşünden sonra şehir Roma İmparatorluğu’nun önemli bir ticaret merkezi haline gelmiştir. Roma İmparatorluğu içerisinde Yunan Bölgesi’nin başkenti olmuştur. Ayrıca Havari Paul’un Selanik’i ziyaret etmiş olması burayı Hristiyanlık Tarihi için de önemli bir şehir haline getirmiştir. Roma İmparatorluğu’nun bölünmesinin ardından şehir Bizans’ın, İstanbul’dan sonraki ikinci önemli şehri olmuştur. Ardından Osmanlı İmparatorluğu ile gelen değişimler ve Yunanistan’ın bağımsızlığını kazanmasıyla Selanik tekrar bir Yunan kenti olmuştur. Bu değişimi en güzel  gösteren mekanlardan biri, ilerleyen kısımda bahsedeceğimiz Rotonda’dır. Rotonda önce bir  pagan tapınağı olarak kurulmuş, ardından kilise ve camiiye dönüştürülmüş, günümüzde ise müze olarak faaliyet göstermektedir.
More

Advertisements

Antik Yunan Dönemi’nde Dalış

1 Comment

‘…Gemilere geçit yaptırılırken şöyle bir şey oldu: Pers donanmasında Skioneli Skyllias adında birisi vardı, zamanın en iyi dalgıcıydı; Pelion dolaylarında gemiler battığı zaman, Perslerin birçok değerli eşyasını kurtarmış, kendisi için de epeyce birşeyler toplamıştı…’

Herodotos, Tarih, 8.Kitap 8.

Dalış, Tüplü Dalış ya da Scuba…Herhalde keyif aldığım iki üç aktiviteden biri benim için. Hatta hep derim, Arkeoloji okusaydım kesin Sualtı Arkeolojisi’ne ayrı bir merakım olurdu. Arkeoloji okuyamadım ama Bir Yıldız da olsa tüplü dalış belgesini alabildim. Durum böyle olunca, okuduğum Antik Yunan eserlerindeki ‘Dalgıç’ kelimesi benim için hep özel oldu ve araştırmaya başladım. Yabancı kaynaklarda Antik Çağlar’da Dalış üzerine çok fazla araştırma varken, ülkemizde Dalış’ın bu kadar sevilmesine rağmen böyle bir araştırma olmaması beni araştırmaya iten bir neden oldu.

Aslına bakılacak olursa, insanoğlunun su altına olan merakı çok eski yıllara dayanıyor. M.Ö. 3000 dolaylarına… M.Ö.2800 yıllarına tarihlenmiş olan ünlü Sümer Destanı Gılgameş’de , Gılgameş’in ağırlık kullanarak suyun dibine indiği anlatılıyor. İlgi alanım daha çok Yunan Tarihi olduğu için, bu yazıda o dönemden örnekler vereceğim.

More

%d bloggers like this: